
NUMARALI YÜZÜCÜ GÖZLÜĞÜ SATIŞINA KİM DUR DİYECEK?
Optik sektöründe tepki büyüyor | 24 Temmuz 2026
Bugün sosyal medya reklamlarıyla -9 diyoptriye kadar numaralı yüzücü gözlüğü satanlar, yarın internetten numaralı gözlük satmaya kalkarsa buna kim engel olacak?
BU SATIŞLAR NEDEN GÖRMEZDEN GELİNİYOR?
Optik sektörü yıllardır internetten numaralı ürün satışları konusunda mücadele ediyor. Optisyenlik müesseseleri reçete, kayıt, denetim ve mevzuat yükümlülükleri altında faaliyet gösterirken sosyal medya platformlarında numaralı ürünlerin rahatlıkla tanıtılması ve satışa sunulması ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Üstelik söz konusu ürünler sıradan bir yüzme aksesuarı olarak değil, doğrudan diyoptri değeri belirtilerek pazarlanıyor.
İşte Kontakt lensle başlayan yanlışın ilk sonuçları... Bugün -9 diyoptriye kadar yapılan yüzücü gözlükleri internetten pazarlanıyor. Yarın, olası internetten gözlük satışının önüne hangi gerekçeyle geçilecek?
YARIN NORMAL GÖZLÜK DE SATILIRSA NE OLACAK?
Sektör temsilcilerine göre asıl tehlike burada başlıyor. Eğer görme düzeltme amacı taşıyan numaralı ürünlerin internet ortamında kontrolsüz şekilde pazarlanmasına göz yumulursa, bunun bir sonraki adımının numaralı gözlükler olması kaçınılmaz hale gelebilir.
Yıllardır optisyenlik müesseselerine uygulanan kuralların dijital ortamda görmezden gelinmesi hem mesleki hakları hem de halk sağlığını tehdit eden bir tablo oluşturuyor.
TİTCK VE YETKİLİ KURUMLAR HAREKETE GEÇMELİ
Sektörün beklentisi nettir:
Numaralı ürünlerin internet ve sosyal medya üzerinden pazarlanmasına ilişkin denetimler artırılmalı, mevzuata aykırı olduğu değerlendirilen uygulamalar hakkında gerekli işlemler gecikmeden yapılmalıdır.
Kontakt lens satışları için uygulama kılavuzu beklenirken, sosyal medyada karşılaşılan bu tür örnekler denetim mekanizmasının ne kadar etkili işleyeceği sorusunu da gündeme getiriyor.
YETKİLİLERİN BU TARTIŞMAYA AÇIKLIK GETİRMESİ GEREKİYOR.










Bugün “yüzücü gözlüğü”, yarın numaralı gözlük… İnsan ister istemez soruyor: Bu konulara kim sahip çıkacak? Odalar ve Birlik neden daha görünür bir mücadele vermiyor?
Ancak bir yandan da şu gerçeği görmezden gelemeyiz. Sektörün çözüm bekleyen onlarca yapısal sorunu varken, yıllardır bitmeyen davalar ve kişisel hesaplaşmalar nedeniyle enerjimizin önemli bir kısmı boşa harcanıyor. Sürekli aynı tartışmaları temcit pilavı gibi önümüze koyarak ne meslek gelişir ne de sektör güçlenir.
Ne yazık ki yıllardır siyasi ve maddi gücü elinde bulunduran küçük bir grubun, koskoca bir mesleğin gündemini bu kadar yönlendirebilmesi başlı başına incelenmesi gereken bir durum. Belki de bir gün hukuk fakültelerinde “meslek örgütlerinin yargı yoluyla nasıl manipüle edilebildiği” üzerine tez konusu olur.
Unutmamak gerekir ki her kazanılan dava gerçek bir başarı değildir. Bazen görünen başarı, aslında mesleğin yıllarını tüketen ve sektöre kaybettiren ironik bir sonuçtur.
Bir mesleğe hizmet etmek için mutlaka yönetim koltuğunda oturmak gerekmez. Ben yönetimde olmadığı hâlde odasına, birliğine ve mesleğine samimiyetle emek veren; makam ve unvan peşinde koşmadan çalışan çok değerli meslektaşlar tanıyorum. Mesleği ileri taşıyacak olan da işte bu anlayıştır.