
Kirve Optik
12 bin haneli bir aşiret. Aşiretin tek gözlükçüsü de ben. TV'deki aşiret dizilerinde görürüz. Son model arabalarla gezen aşiret çocukları, büyük şehirlerde büyük aşklar yaşarlar, paralarının hesabını bilmezler. Ben de bilmiyorum. Hesap kitap yapmasını bilirim de babam ve kirvemden bana sıra gelmez.
Gerçi geçen sene optisyen çıktığımda Rafet dayımın ikinci eşinden olan oğlu Gazal beni uyarmıştı.
— Git.. Başka yere git. En ücra yerde yeni gelişmeye başlayan bir yerde işini yap. Ben 5 senedir aşiretin tüm üyelerini ücretsiz tedavi ediyorum. Onlara sorsan daha bir halt değilim. Kaç kurtar kendini demişti.
Kaderin Kirve Optik Planı
Tam kafamda bir şeyler planlamaya çalışırken, ''25 yaşına geldin. Hadi seni everelim,'' deyip bizim köyden Arıcı Fevzi'nin torunu Gülfem ile evlendirdiler.
Kirvem Burhan abi de, kasabanın en işlek yerinde dükkan tutup Kirve Optik adıyla dükkanın anahtarını da elime verdiğinde her şey için geç kaldığımı anladım.
Bizim Ailenin Yiğitliği
Yiğit lakabı ile anılır. Bizim ailede de yeterince yiğit olmamalı ki, biz hep dedem Hacı Nizamettin oğlu ve torunları olarak anılırız.
O da yiğitlik yolunda ne yapmış onu da bilmeyiz.
Tek bildiğimiz vaktiyle gezici sağlık memuru olduğu, köy köy gezip sıtma ile savaşta tüm gittiği yerlere kinin verip, verdiklerini deftere kaydeden bir memur. Ailenin tek sağlık çalışanı olan dedemin torunlarından bir ben sağlıkçı olmuşum.
Aşiretin Tek Gözlükçüsü Olmanın Avantajları
Aşiret gözlükçüsü olmanın güzel tarafları da yok değil. Rekabet yaşamıyorsun.
Burhan kirve, garantisini vermişti:
— Tarikat olmadıktan sonra buralarda kimse ekmeğini bölemez.
İşten de şikayet etmeye hakkım yok.
Kuzey Irak'tan, Suriye'den hasret gidermeye gelip gözlük alan aşiretlilerimiz, bazen de UTS kaydı olmayan uygun fiyatlı optik ve marka güneş gözlüğü getirenlerimiz var.
Peki Ben Neden Mutsuzum?
Daha niye mutsuzum?
Mutsuzum çünkü devlete verdiğim verginin 10 katını aşirete veriyorum.
Adı vergi değil.
Geçenlerde yanımda çalışan aşiret mensubu tezgahtar kızı evlendirdim. Patronu olarak evini ben kurdum.
Yabancı biri olsaydı, 1 aylık maaşını, evleniyor diye de en fazla 2 maaş ikramiye verecektim.
Ama aşiret ya..
Patronum ya.. İğneden ipliğe tüm evi döşedim.
Gülfem bile kızdı:
— Süpürge robotu nedir? Daha bizde bile yok.
Ben de ona ve kaderime kızdım.
— Hacı Nizamettin'in adı ezilsin mi?
— He valla doğru söylersin diye destek çıkan kirvem.
Kirveye de Gıcık Olmaya Başladım
Bu kirveye de gıcık olmaya başladım.
Aşiretten bile değil.
Dedemin yetiştirmesi, babamın kan kardeşi.
Dedem yerine gelen bu Burdurlu gence sahip çıkmış, evinde yer vermiş, komşu kızıyla evlendirmiş.
Hiç birimizin konuşmadığı derecede kaba bir şive edinmiş bu güler yüzlü, şakacı, bizi bizden çok seven bir Burdurlu.
Hem sünnetimi yapmış, hem kirvem olmuş.
Hem de görünmeyen ortağım.
Dükkandan para falan aldığı yok. Olsa üstüne koyacak.
Dükkanın bir anahtarı da onda.
Bazen kafasına eser, erkenden gelir dükkanı açar.
Masam da oturur.
Bir keresinde erkenden çerçeve pazarlamaya gelen bir plasyerle kahvaltı ederken benim tüm mahrem hikayemi anlatırken yakaladım.
— Bu adamın taş..ığını ben kestim.
Eliyle de tartarak,
— Ahan böyle bir şeydi.
Annem de Eksik Kalmıyor
Arada çay getiren annem de, çok gerekliymiş gibi satıcı çocuğa bana olan sevgisini ve güvenini anlatıyordu.
— Evim barkım ona kurban olsun. O istesin (Kolundaki bilezikleri göstererek) hepsini bozayım.
Böyle gereksiz övgülerden utanarak, kaçarcasına dükkandan çıktım.
Dükkanı gören çay ocağına oturdum.
Sigara yaktım.
''Bu iş böyle olmaz. Annem, babam, kirvem yüzünden böyle giderse dükkanda çevremde saygınlığım kalmayacak. Ya taşınacağım, ya...''
Ya'nın sonunu getiremeden çay ocağında oturan yaşlı bir adamın genç birine söylediği öğüdü duyunca bir ferahlama ile dükkana dönüp muhabbete ortak oldum.
Bu coğrafyada yiğitlik kaçıp gitmek değil, üzerine yüklenen tatlı belaları taşımaktır. Gitme!
Hafta sonu hikâyesi: Kirve Optik
Metin TURANLI










