
MAHKEME KARARLARINDAN RAHATSIZ OLANLARA CEVABIMDIR
Son günlerde açtığımız davalar sonucunda Danıştay tarafından verilen kararların ardından sosyal medyada şahsıma yönelik çeşitli eleştiriler yapılmaktadır. Kimileri "Bu davalar mesleğe zarar veriyor", kimileri ise "Binlerce optisyenin hakkına giriyorsun" diyerek hedef göstermeye çalışmaktadır.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek isterim ki; ortada kişisel bir mücadele değil, tamamen hukuk mücadelesi vardır. Mahkemeler önlerine gelen dosyaları incelemiş, iddiaları değerlendirmiş ve yürütmenin durdurulması kararları vermiştir. Kararları veren ben değilim. Kararları veren Türkiye Cumhuriyeti'nin yüksek yargı organı olan Danıştay'dır.
HUKUKA AYKIRILIK VARSA BUNU KİM GÜNDEME GETİRECEK?
Bugün bazı kişiler dava açanları suçlu ilan etmeye çalışıyor. Oysa asıl sorulması gereken soru şudur:
Hukuka aykırı olduğu iddia edilen bir işlem varsa, bunu yargıya taşıyan mı suçludur; yoksa o işlemi yapanlar mı sorgulanmalıdır?
Bir hırsızlık olayında şikâyet eden kişi mi suçlanır, yoksa iddia edilen fiili gerçekleştiren kişi mi? Hukukun temel mantığı budur. Eğer bir uygulamanın hukuka uygun olduğuna inanılıyorsa zaten mahkemeden karar çıkmazdı. Çıkan kararlar ortadadır.
MAĞDURİYET EDEBİYATI DEĞİL, ÖZELEŞTİRİ ZAMANI
Bugün bazı açıklamalarda, verilen kararların sektöre zarar verdiği, kimsenin bu sonuçlardan mutlu olmaması gerektiği ve yaşanan durumun üzücü olduğu yönünde ifadeler görüyoruz.
Elbette hiç kimse meslek örgütlerinin yıpranmasını istemez. Ancak burada yapılması gereken şey mağduriyet edebiyatı yapmak değil, mahkemenin neden böyle kararlar verdiğini samimiyetle sorgulamaktır.
Sormak gerekir:
- Neden bu davalar açılmak zorunda kaldı?
- Mahkeme hangi işlemleri hukuka aykırı buldu?
- Bu noktaya gelinmesinde kimlerin sorumluluğu var?
- Birlik ve oda yönetimleri gerekli özeni göstermiş olsaydı bugün bu kararlar ortaya çıkar mıydı?
Mahkeme kararları nedeniyle dava açanları suçlamak kolaydır. Asıl zor olan ise yapılan işlemlerde hata olup olmadığını cesaretle sorgulayabilmektir.
YEDİ GÜNLÜK İTİRAZ SÜRESİ VAR
Verilen kararlar kesinleşmiş nihai kararlar değildir. Tarafların Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde yedi günlük itiraz hakları bulunmaktadır.
Madem yapılan açıklamalarda bu kadar ciddi endişeler dile getiriliyor, o halde yapılması gereken bellidir. Hukuka uygun olduğuna inanılan hususlar varsa yasal itiraz yolları kullanılmalı, eksiklikler varsa giderilmeli ve süreç hukuk içerisinde yürütülmelidir.
Kurumları korumanın yolu, sorunları konuşanları susturmaya çalışmak değil; sorunların neden ortaya çıktığını tespit edip çözüm üretmektir.
MÜCADELEMİZ KİŞİLERLE DEĞİL, HUKUK ADINADIR
Bugüne kadar açtığımız hiçbir dava şahıslara karşı yürütülen bir mücadele olmamıştır. Davaların tamamı hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yürütülmüş ve yargı mercilerine taşınmıştır.
Amacımız herhangi bir makamı, kurumu veya kişiyi hedef almak değil; optisyenlik mesleğinin hukuk temelinde daha güçlü ve daha sağlam bir yapıya kavuşmasına katkı sunmaktır.
YENİ HUKUKİ SÜREÇLER DE DEĞERLENDİRİLECEK
Verilen kararlarla birlikte ortaya çıkan yeni hukuki durumlar da tarafımızca dikkatle incelenmektedir.
Danıştay kararlarının ortaya çıkardığı sonuçlar, mevcut uygulamalar ve bundan sonraki süreçte doğabilecek hukuki sorumluluklar uzman hukukçularla birlikte değerlendirilmektedir.
Gerek görülmesi halinde, ortaya çıkan yeni hukuki durumlar çerçevesinde gerekli girişimler ve yeni hukuki süreçler de başlatılacaktır.
Hiç kimsenin kuşkusu olmasın. Mücadelemiz kişisel değil, ilkeseldir. Hukuk devletinde son sözü mahkemeler söyler. Bizler de hukuk çerçevesinde hareket etmeye ve mesleğimiz adına doğru olduğuna inandığımız yolda yürümeye devam edeceğiz.
ATİLLA KARİP
TOOMAD Genel Başkanı







Bence
ODALARIMIZ VE BİRLİĞİMİZ MEVZUATIN VE EMEĞİN YANINDADIR
Oda ve Birlik yönetimlerimiz, göreve geldiği ilk günden itibaren optisyenlik mesleğinin saygınlığını artırmak, üyelerimizin haklarını korumak ve tüm süreçleri yürürlükteki mevzuat ile yönetmeliklere tam uyum içerisinde yürütmek için gece gündüz çalışmaktadır.
Sektörümüzün karşı karşıya kaldığı zorluklar ortadayken, meslek örgütlerimiz yasal çerçevede ellerinden gelenin en iyisini yapmaya, bürokrasi ve saha gerçekleri arasında en makul çözümleri üretmeye odaklanmıştır. Ortada bir emek, niyet ve mevzuata uygunluk çabası vardır.
GERÇEK SAMİMİYET ÇÖZÜMÜ DİYALOGDA ARATIR
Yargı kararları üzerinden “ilkesel duruş” söylemi geliştiren Sayın meslektaşımıza sormak gerekir:
Eğer amacınız gerçekten mesleğin hukuki temelini güçlendirmek ve eksiklikleri gidermek olsaydı, tespit ettiğinizi iddia ettiğiniz hususları zamanında Odalarınıza ve Birliğinize taşımaz mıydınız?Bir meslektaşın asli görevi, eksik gördüğü bir hususta önce kendi meslek örgütüyle diyalog kurmak, masaya oturmak ve yapıcı öneriler sunmaktır.
Sayın meslektaşımız, zamanında odalarıyla veya birliğiyle iletişime geçip çözüm üretmek yerine, diyalog kapılarını tamamen kapatmayı ve doğrudan yargı yolunu seçmeyi tercih etmiştir.
YAPICI KATKI MI, SÜRECİ TIKAMAK MI?
“Ben sadece dava açtım, kararı mahkeme verdi” demek, sorumluluktan sıyrılmaya yetmez. Zamanında yapıcı bir iletişimle çözülebilecek, düzeltilebilecek veya iyileştirilebilecek konuları kurumsal diyalogdan kaçırıp mahkeme koridorlarına taşımak; mesleğe katkı sağlamak değil, sektörün önünü kesmektir.
Bugün binlerce optisyenin ve kurumlarımızın mağduriyet yaşamasına yol açan bu tutum, ne yazık ki çözüm odaklı değil, süreç tıkayıcı bir yaklaşımdır. Zamanında elini taşın altına koyup meslek örgütleriyle samimiyetle istişare etmeyenlerin, bugün ortaya çıkan tablodan kendilerine “hukuk kahramanlığı” çıkarması kabul edilemez.
BİZLER MÜCADELEYE VE BİRLİĞE DEVAM EDECEĞİZ
Hukuki süreçler kendi mecrasında ilerleyebilir; itiraz hakları elbette kullanılacaktır. Ancak bilinmelidir ki:
Asıl meslek karşıtlığı; yapıcı diyalog yollarını tüketmeden, meslek örgütlerini bypass ederek sektörü kilitlenmeye mahkûm etmektir.
Asıl samimiyet ise; eksikleri mahkemeler üzerinden yıpratarak değil, kendi örgütünün çatısı altında diyalogla düzeltmeye çalışmaktır.
Odalarımız ve Birliğimiz, tüm bu engelleme çabalarına rağmen mevzuata uygun şekilde, optisyenlik mesleğini ve sektörümüzü kararlılıkla korumaya ve büyütmeye devam edeceğine inancım tamdır.