Ziya Paşa ne güzel söylemiş “kişi kendini bilmek gibi irfan olmaz” diye. Her zaman haddini ve kendini bilen insanlarla karşılaşmanızı diliyorum.
Orta boylu, şişmanca, gözlüklü, nazik ve terbiyeli bir insandır Ahmet Rasim. Akşamları çalıştığı gazeteden çıkar, Kadıköy vapurunun güvertesinde bacaya yakın bir yerde otururdu.
“Kibirli bir insan olmaya en çok yaklaşanlar kendilerinden en çok tiksinenlerdir.”diyor Spinoza.
Sevilen kişiye ilgi göstermek, gelişmiş insanın en önemli göstergesidir. Kişinin kendisinin üzerine çıkıp ötekini görebilmesi, hissedebilmesi, verebilmesi üst düzey bir insanlık durumu değil midir?
Tekirdağlı bir Prens, bir Ulusal kahraman…
Yıl 1855, Manisa’da Safarad Yahudileri’nden fakir bir aile olan Eskenazi ailesinin bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Asıl adı Moiz Eskenazi olan Morris dokuz yaşında “kuşpalazı” hastalığına yakalanır ve ölümle burun buruna gelir.
Bu gün sizlere hürriyet kahramanı olmuş bir vatanseverden ve Türkçe’mize kazandırdığı iki deyimden söz edeceğim.
Hepimiz zaman zaman yeni insanlar tanır, işimiz gereği birçok insanla görüşmeler yaparız. Kimisi hiçbir şey ifade etmez bu tanışmaların. Kimi yeni tanıştığımız insan ise yepyeni ufuklar açar önümüzde.
Bir mum alıp derdimize yanmışız. Âşık olmuşuz mum gibi erimişiz, bir şeyi yanlış yaptığımızda mum gibi yanmışız, yalancının mumunu yatsıya kadar yakmışız.
Humbaracıbaşı Ahmet Paşa hakkında bir yazı yazmayı o günden beri aklımda tutuyordum. Bu ünlü kişiliği, tarihle ilgilenenler hatırlayacaktır.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.