OptisyeninSesi
OptisyeninSesi
Optisyenin Sesi Reklam
Ada Optical
Optisyenin Sesi Reklam
Reklamı kapat
Optisyenin Sesi Reklam
Optisyenin Sesi Reklam
Reklamı kapat

Laser Excımer Operasyonları

Sizlere Alman “Der Spiegel“ dergisinde yayınlanan, 2012 Kasım ayında ülkemizde düzenlenen “Dünyada ve Türkiye’de Optisyenlik ve Optometri“ kongresine misafir konuşmacı olarak katılımından tanıdığımız Sayın Doç Dr. Andreas Berke ile lazer ameliyatlarının riskleri konusunda yapılmış bir röportajı sunmak istiyoruz.

07 Şubat 2017 - 15:29 'de eklendi ve 1656 kez görüntülendi. A+A-

Laser Excımer Operasyonları

Almanya’da yaklaşık 100 bin kişi lazer ile miyopi ve hipermetropilerini düzelttirdi. Ancak bu müdahaleyle bağlantılı riskler genellikle pek dile getirilmiyor.

Göz fizyologu Andreas Berke, bu ameliyatlarla bağlantılı tehlikeleri açıklıyor.

SPIEGEL ONLINE: Göz fizyologu olarak gözün kornea tabakasındaki biyolojik süreçleri çok iyi biliyorsunuz. Lasik ameliyatının göz için anlamı nedir?

Berke: Bir Lasik ameliyatında kornea tabakası halka şeklinde kesilir ve dışa doğru katlanarak açılır. “Flep” adı verilen bu halka formlu parça, büyük ihtimalle asla eskisi gibi yerine kaynamaz. Bu işlemden sonra Flep’in altında kalan kornea tabakasından bazı kısımlar lazerle tıraşlanır. Gözde büyük bir yara oluşur.

SPIEGEL ONLINE: Peki bunun kötü olan tarafı nedir?

Berke: Kornea, milyonlarca yıl süren bir evrimsel uyum sonucunda oluşmuştur. Korneanın her zaman berrak ve şeffaf kalabilmesi için bağışıklık sistemi bu bölgede sınırlı çalışır çünkü her türlü enfeksiyon, korneanın optik özelliklerinin bozulmasına neden olabilir. Fakat sadece Lasik ile değil aynı zamanda diğer lazer ameliyatlarında da oluşan bu yaradan dolayı korneanın bağışıklık sistemi büyük oranda aktive edilir. Korneada bulanıklık ve yara izlerini de içeren bir enfeksiyon ve iyileşme süreci başlar. Bazı hastalarda bu durum, örneğin kamaşma etkilerine yol açar ki gece görüşünün kalitesini bazen kalıcı olarak kötüleştirmektedir.

Bundan başka ameliyat olanların pek çoğu, kontrastların azaldığından şikâyetçi olmaktadırlar ve bu durum, insanların çevrelerini renkleri solmuş bir fotoğraf gibi algılamalarına neden olur. Kontrast kaybı da büyük ihtimalle yaranın iyileşme sürecine bağlı bir sonuçtur.

SPIEGEL ONLINE: Lasik ile ilgili internet forumları, ameliyat olan kişilerin bir kısmında gözlerin kurumasıyla ilgili şikâyetlerle dolu ve bazı araştırmalar da kalıcı olabilen bu vakaların oranının yüzde yirmi olduğunu açıklıyor. Bunun sebebi nedir?

Berke: Bunun açıklaması basit. Korneanın içinde yoğun derecede sinirler bulunur. Bu sinirlerin önemli bir görevi de, korneada kuru bölgelerin olup olmadığını tespit etmektir. Beyine kadar ulaşan karmaşık bir refleks iletimi sayesinde gözyaşı üretimi devreye sokulur. Lasik ameliyatı esnasında kornea kesilirken bu refleks iletimi bozulursa, beyin de gözün kuru olduğunun haberini almaz ve dolayısıyla gözyaşı sıvısının üretimini az tutar.

SPIEGEL ONLINE: Kişilerin orijinal göz kusuruna bağlı olarak da bazen ameliyat olanların yüzde üçü ile ellisi arasında bir kesimin ikinci bir ameliyattan sonra bile gözlük takmaya devam etmesi gerekebiliyor. Pek çok kişinin aylar ya da yıllar sonra görme kusuru yeniden ortaya çıkıyor. Bunun sebebi ne olabilir?

Berke: Bu durum da iyileşme süreci ile bağlantılıdır. Çünkü iyileşme esnasında korneanın bombesi artabilir ve kırma gücü yeniden değişebilir.

SPIEGEL ONLINE: Alman Lufthansa firması, lazer ameliyatı olmuş olan pilot öğrencilerini kabul etmiyor çünkü her şeyden evvel Lasik ameliyatının uzun vadeli sonuçlarının henüz bilinmediğini öne sürüyor. Bu ameliyatın en önemli uzun vadeli riskleri hangileridir?

Berke: Öncelikle keratektazi adı verilen ve korneanın yumuşaması durumudur. Bu durumdaki hastalar için çok eziyetlidir çünkü görme netliği dakikalar içinde değişimler gösterir. Genellikle sadece kornea nakli ile çözülebilir. Son dönemlerde korneanın biyomekaniği konusuna çok eğildim ve şu sonuca vardım: Kornea, biyomekanik açıdan bakıldığında Lasik gibi bir ameliyat için uygun değildir.

SPIEGEL ONLINE: Neden?

Berke: İnsan gözünün içinde de tıpkı bir balonda olduğu gibi bir basınç mevcuttur, buna göz içi basıncı denir. Balonun basıncını frenleyen plastik haznedir, gözde ise tüm yaşam boyunca korneadır. Kornea bir Lasik ameliyatından dolayı zayıfladığı zaman, gözün bu basınca ne müddetle dayanabileceğini ya da belki de genetik faktörlerle birlikte bir gün yumuşayıp yumuşamayacağını hesaplamanın mümkün olmadığını düşünüyorum. Korneanın gerginliği Lasik ameliyatından sonra değişmeden kalır, ancak kendisinden doku alındığı için kornea, daha az doku ile dayanmak durumundadır. 20 yaşında birisi ameliyat olduğu zaman, korneasının 60-70 sene daha dayanması gerekecektir. Oysa Lasik teknolojisi daha ancak 15 yıldır mevcuttur. Lasik’in icat edilmesinden önce korneasına kesi yaptırarak miyopilerini düzelttiren kimseler, bugün uzmanların bekleme salonlarını dolduruyorlar çünkü ameliyattan dolayı zarar gören korneaları, bu basınca dayanamamakta.

SPIEGEL ONLINE: Üstüne üstlük ileri yaşlarda zaten artık pek iyi görememeye başlarız.

Berke: Evet, özellikle de kontrastlar zayıflar. Bir de kontrastları azaltmakta olan Lasik’ten sonra halen insanın kendi iradesiyle yaşamasına yetip yetmeyeceğini şu anda kimse bilememekte. Bundan başka katarakt oluşması durumunda göz merceğinin değiştirilmesi de güç hale gelir çünkü korneanın doğru şekilde ölçülmesine olanak kalmamaktadır. Üstelik yakın gözlüğü kullanmak zorunluluğu, Lasik yapılsa da ortaya çıkacaktır, hatta miyop kimselerde, Lazer ameliyatı olunsun ya da olunmasın, daha erken yaşta ortaya çıkacaktır.

SPIEGEL ONLINE: Fakat göz cerrahları şimdi artık giderek daha fazla bir şekilde presbiyopiye de müdahale ediyorlar. Ya yakını görmekle görevli olacak gözü hafifçe miyop hale getiriyorlar ya da multifokal lens adı verilen çok odaklı bir lensi göz içine yerleştiriyorlar. Bu şekilde hem uzakta hem yakında birden fazla görüntüyü aynı anda net görüyorsunuz ve dediklerine göre beyin de istenmeyen görüntüleri siliyor.

Berke: Şu anda bunların hepsi birer ödünden ibarettir. Eğer bir insan gerçekten iyi görmek istiyorsa ki araba kullanmak için böyle bir iyi görüş gereklidir, bu tip müdahalelerden uzak durmalıdır. Göze kalıcı zararlar vermeyen ve istenildiği zaman çıkarılabilen multifokal kontakt lensler gibi daha iyi alternatifler de mevcuttur.SPIEGEL ONLINE: Şu ana kadar karşınıza çıkan en kötü Lasik komplikasyonu hangisidir?

Berke: 20’li yaşlarının başlarında bir kadın vardı, gözleri ameliyattan önce -2,5 diyoptri miyoptu. Ameliyattan sonraki dokuz hafta sonunda korneası o derece yumuşamış ve bombeleşmişti ki kornea nakli için bekleme listesindeydi. Bu durumdan dolayı ağır bir depresyon geçirmekteydi ve psikiyatrik tedavi görüyordu.

Röportaj, Veronika Hackenbroch tarafından yapılmıştır.

KİŞİ HAKKINDA

Doç. Dr. Andreas Berke
52 yaşındaki göz fizyoloğu Doç. Dr. Andreas Berke, Köln Optisyenlik Meslek Yüksekokulu’nda ders vermektedir. Kendisi asla lazer ameliyatı olmama niyetindedir.

Yukarıda yazılanları okuduktan sonra bu operasyonların (nüfusa oranla) en çok yapıldığı ülkelerin başında gelen ülkemizde gelecekte bazı ciddi göz ve görme problemleriyle karşılaşabiliriz.

Belki 20-30 yıl sonra binlerce insan keratektazi ve yumuşayan korneanın göz içi basıncından dolayı öne doğru bombelenmesi şikayetleri ile veya kornea transplantasyonu için sıraya girebilir.

Bu endişeyi şimdiden duymamak elde değil.
Nüfusu bizden fazla olan Almanya henüz yüzbin kişi için endişelenirken biz bir kaç milyon kişi için endişelenmeliyiz.

Görme kusurları bir ‘hastalık’ değilken ısrarla hastalık demeyi sürdüren, görme kusurlu kişiler ‘hasta’ değilken ısrarla hasta diyen göz hekimleri yaptıkları laser excimer operasyonundan sonra bu kişilere hasta demekte ve hasta muamelesi yapmakta haklıdırlar zira operasyonu kabullenen ve ameliyat masasına yatan kişi (yapılan işlem kozmetik bir müdahale olsa bile) artık bilimsel olarak ta hastadır.

Görme kusurlarının bütün Dünya da yıllardır kullanılan yöntemlerle giderilmesi seçeneği varken göz gibi olağanüstü bir işlevi olan organı ve onun en değerli parçası olan korneayı 20 yıl,30 yıl sonra ne olacağını bilmeden riske atmak ne kadar bilimsel ve etiktir tartışılır?

NE KADAR ÇÖZÜM ?
NE KADAR SORUN ?

Aşağıdaki soruların cevabını ararken 35 yılını insanların görme sağlığı için harcamış, göz gibi olağanüstü bir organın işlevini kusursuz yapması için gayret etmiş sorumlu bir meslek temsilcisi olarak göz sağlığının korunmasına yardımcı olmak ve insanları bilgilendirmekten öte bir niyet söz konusu değildir.

SORULAR

1 – Türkiye de şu anda faal durumda kaç adet laser excimer cihazı vardır?

2 – Türkiye de şu ana kadar kaç kişiye laser excimer operasyonu yapılmıştır?

3 – Bu operasyonlarının ne kadarı başarılı, ne kadarı başarısız olmuştur?

4 – Başarısız olan operasyonların zararlarını telafi etmek veya azaltmak için zarar görenlere herhangi bir tazminat ödenmiş midir?

5 – Yurt dışından bu operasyon için gelen toplam kaç kişidir?

6 – Bu operasyonların olası riskleri nedir?

7 – Son yıllarda sayıları hızla artan özel göz hastanesi ve kliniklerinin gelirleri içinde laser excimer operasyonlarının oranı nedir?

8 – Dev yatırımlara girişen ve günlük işletme masrafları yüksek ve her yıl artan oranda laser excimer operasyonu yapmaları gereken özel göz hastaneleri için gelecekte de yeterli potansiyel olacak mıdır?

Yoksa bu potansiyel reklamlarla mı yaratılmaya çalışılacaktır ve tıp alanında insanları tüketici gibi gören bir reklam anlayışı hoş görülebilir mi?

CEVAPLAR

1 – Tahminlerimize ve bazı cihaz satan firmalardan aldığımız bilgilere göre şu anda faal durumda yaklaşık 100 adet laser excimer cihazı vardır. Bu cihazların her birinin ortalama 500.000$ olduğu söylenebilir (lazerle flep kaldıran modellerinin 800.000$ kadar yükseldiği belirtiliyor). Bu yüksek maliyetleri genellikle kredi ve leasing ile ödeyen kişi ve kurumlar maalesef kısa sürede bu yatırımın bedelini ödeyip, kara geçmek istemekte, bu telaş onlar üzerinde sürekli bir baskı oluşturmaktadır. Bu baskı bir çok tıp uzmanının istemediği, etik bulmadığı veya riskli bazı tıbbi işlemleri yapmasına neden olmaktadır.

Ayrıca her operasyonda yaklaşık 150$ sarf malzemesi (bıçak ve soy gaz bedeli + yıllık bakım ücreti) harcandığını biliyoruz.

2 – Ülkemizde şimdiye kadar bir milyon kişiye laser excimer operasyonu yapıldığını ve her operasyonun ortalama 500$ yapıldığını varsayarsak

1.000.000 x 500 = 500.000.000 USD ( beş yüz milyon dolar)

ciro sağlanmıştır.Yarısını masraf vs kabul edersek 250 milyon dolar gelir elde edilmiştir.

3 – Bu operasyonların USA istatistiklerine göre başlangıçta yüksek olan başarısızlık oranı cihazların geliştirmesiyle %1 e kadar azaldığı belirtilmektedir. Biz USA istatistiklerinin Türkiye için de geçerli olduğunu varsayarsak yaklaşık 10.000 kişide başarısız olduğunu düşünebiliriz.

4 – Başarısız operasyonlardan sonra kişiler hem maddi hem manevi olarak büyük zarar görürler. Başarısız operasyonu başka operasyonlar takip edebilir. Kişinin mutsuzluğu artar. Ayrıca yakın çevresi de mutsuz olur. Tekrar eski haline dönmek için eğer maddi imkanı varsa masraftan kaçınmaz. Göz ve görme sağlığı için ümit veren her göz hekimine inanmaya hazırdır. Bu uğurda harcanan zamanın ve paranın hesabında değildir. %1 risk esasından giderek bulduğumuz 10.000 başarısız operasyon mağdurunun zararını tazmin edecek muhatabın veya sigortanın olması gerekir. ABD’ de açılan bir davada suçlu bulunan bir özel hastanenin, mağdura 800.000 $ ödemeye mahkum edildiğini ve düzinelerce özel göz hastanesi ve kliniğin bu tür davalardan sonra iflas ederek kapandığını ve hastaların sorunlarıyla birlikte ortada kaldığını internettten (usa today web sitesi) öğreniyoruz.

Türkiye’ de henüz tıbbi otoritelere ve tıbbi uygulamalara karşı (hızla gelişen yeniliklere ayak uyduramayan eski yasalardaki eksiklikler dolayısıyla) mağdurları savunanlar ve yasaları uygulayanlarda da bir zafiyet olduğunu görüyoruz.

Bu durumun tıp camiasındaki hırslı, açgözlü, kendi maddi çıkarı için insan sağlığını önemsemeyen bazı yatırımcıları, bazı hekimleri ve bazı sağlık görevlilerini cesaretlendirdiğini düşünüyoruz.

Filmlerde gördüğümüz kadarı ile ABD’ de sağlık alanında çalışan doktorlar, kanunların ve uzmanlaşmış uygulayıcıların sürekli kontrolü altındadır.

Türkiye’ de de kazanç için insan sağlığı istismar edildikçe zamanla bazı yasal önlemler alınacak, istismar edenler cezalandırılacaktır diye düşünüyoruz.

5 – Yurt dışından şimdiye kadar bu operasyonları Türkiye de yaptırmak için kaç kişi geldiğini maalesef bilmiyoruz hatta bir tahminde bile bulunamıyoruz. Fakat bunların bir yerlerde kaydı olmalıdır diye umuyoruz.

Zira gelecekte bu operasyondan zarar gören bir yabancı da hakkını aramak için hukuk yoluna başvurabilir ve iç hukuk yolları tükenince İnsan Hakları Mahkemesi’ne gidebilir endişesi taşıyoruz.

Bazı özel göz hastanelerinin, kişilerin operasyonu kendi rızasıyla ve risklerini bilerek kabul ettiğine dair elinden alınan imzalı belgenin hukuken geçerliliği veya geçerli ise neleri içerip, neleri içermediği hakkında da net bir bilgimiz yok.

6 – Lazer cerrahisinin riskleri (Ciba Vision web sitesinden)

Diğer birçok invazif girişim gibi lazerin ve göz cerrahisinin de görme düzeyinizi etkileyecek, yaşam kalitenizi düşürecek yan etkileri ve komplikasyonları vardır. Son zamanlarda yapılan bir çalışmaya göre hastaların %97,9’ u genel olarak cerrahinin sonuçlarından memnun. Ancak birçoğunun da problemleri devam ediyor:

% 11.7 ’si gece araç kullanırken problem yaşıyor
% 8,7’ si alışveriş sırasında etiketleri okumada güçlük çekiyor.
% 19,1’ i lamba ışığında okumakta güçlük çekiyor.

Karar vermeden önce, LASIK ve PRK girişimlerinin yaratabileceği sonuçları mutlaka değerlendirin:

*Gözünüze yapılacak bu tip bir cerrahi, kalıcı göz kamaşma hissi, cisimlerin çevresinde hare görülmesi ve gece görüş güçlükleri ile sonuçlanabiliyor. Bunlar da gece araç kullanmanızı ve diğer aktivitelerinizi etkileyebilir. Bu belirtiler genellikle zamanla azalır. Ancak bazı hastaların bir göz damlası kullanmaları veya gece araç kullanırken gözlük takmaları gerekebilir. Loş ışıklı ortamlarda her 50 hastadan birinde problemler görülür.

*Bazı hastalarda özellikle cerrahi sonrası ilk 48-72 saat içerisinde göz enfeksiyonları ortaya çıkabilir.
Gözünüzün iyileşmek için zamana ihtiyacı var. Bu nedenle bir süre için çok iyi göremezsiniz. Bazı hastalarda ise ikinci kez cerrahi girişim yapılır veya hiç istemedikleri halde gözlük, kontakt lens kullanmaya devam etmeleri gerekir. Her 100 hastadan birinde hedeflenenden daha düşük (under-correction) veya daha yüksek (over-corrrection) düzeltme görülüyor.

*Hastalarda regresyon adı verilen göz bozukluğunun eski düzeylerine doğru gerilemesi olayı da görülebiliyor. Bu hastalarda özellikle gece araç kullanırken gözlük takma ihtiyacını ortadan kaldırmaya yönelik ek bir cerrahi girişim yapılması gerekebilir.

*Cerrahi, görme keskinliğinde azalmaya da yol açabiliyor. Görmeniz cerrahi öncesi gözlükle görebildiğiniz düzeyin daha altına inebiliyor. Bu da ikinci bir cerrahi girişimi ya da gözlük / kontakt lens kullanmanızı gerektirebiliyor. Her 23 hastadan biri görme keskinliği değerlendirme tablosunda 1-2 satır daha az görebilir hale geliyor. Ayrıca hastalarda karanlık ve aydınlık kontrast duyarlılığında azalma da oluşabilir.

*Geçirilen cerrahiye ve azalan gözyaşına bağlı olarak gözde rahatsızlık hissedilebiliyor. Menapoza bağlı hormonal değişiklikler geçiriyorsanız, doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, daha önceden gözyaşı ile ilgili ya da kontakt lens kullanırken problem yaşadıysanız risk altındasınız demektir.

*En önemlisi de, cerrahi sonucunda korneada, belirgin görme bulanıklığı yaratacak kadar ciddi, kalıcı hasar oluşma olasılığının bulunması!

*Daha nadir rastlanan diğer komplikasyonlar ise şunlardır: korneada nedbe dokusunun oluşumu, kontakt lens toleransının azalması, çok seyrek de olsa kronik rahatsızlık, ağrı ve körlük! Görme düzeyinizi tehdit eden ciddi komplikasyonların yüzdesi çok düşük olsa da (<%1 ) cerrahiye karar vermeden önce diğer seçenekleri değerlendirin. Zaman içerisinde gözünüzdeki değişiklikler yüzünden cerrahinin tekrarlanması gerekebilir. Bu durum gözünüzün yeniden aynı risklerin altına girmesi anlamına gelir. Lazer cerrahisinin kısa geçmişi de bilinmeyen çeşitli riskleri getirebilir. Lazer cerrahisinin ileride glokom, diabet, katarakt gelişecek hastaları nasıl etkileyeceği bilinmiyor.

Cerrahinin çözüm olmadığı durumlar

Bazı kişiler lazer cerrahisi için uygun olmayabilir. Lazer cerrahisi bu kişilerin görmelerinin düzeltilmesi için alternatif değildir. 23 ve daha küçük yaştakilerin gözleri halen gelişmekte olduğundan cerrahi için hazır değildir. Yaşları uygun olsa bile görmelerinin stabilize olması ve göz kusurlarının ilerlemesinin durması cerrahi için ön şarttır.

40 yaş üstündeyseniz ve presbiyopiye bağlı olarak okuma gözlüğü ya da çift odaklı gözlüklere ihtiyacınız varsa, lazer göz cerrahisi sizin için ancak kısmi bir çözüm olabilir. Presbiyopi için etkin bir tedavi henüz yok, bu sebeple cerrahi sonrasında gözlük veya kontakt lens kullanım ihtiyacınız devam edecektir
Lazer cerrahisinin riskleri konusunda ayrıntılı bilgi için aşağıdaki siteleri ziyaret edebilirsiniz.

www.refractivesource.com

7 – Son yıllarda sayıları hızla artan özel göz hastaneleri ve kliniklerinin çoğu her ne kadar gözle ilgili bir çok operasyon ve tedavi yapıyor görünseler de asıl gelirlerini laser excimer operasyonlarından sağlamaktadırlar. Belki ikinci sırada katarakt operasyonları vardır. Takriben yıllık cirolarının yarıdan fazlasını bu operasyonlardan kazanmaktadırlar.

8 – Bundan sonra da, büyük yatırımlara girişen,günlük işletme masrafları yüksek özel göz hastaneleri, giderlerini karşılamak ve kar etmek için daha çok kişiye laser excimer operasyonu önereceklerdir. Yine tam sayfa reklam verecekler, gökdelenlerin bütün cephesini kaplayan dev afişler asacaklardır.

Bütün bunları yaparken insan sağlığına hizmet ettiklerini ve onları mutlu ettiklerini düşünerek gönüllerini hoş tutacaklardır. Bu sırada meydana gelen yol kazasında birkaç bin kişinin göz ve görme sorununun çözülmediği gibi daha büyük sorunlar yaşamalarını da görmezden geleceklerdir. Oysa bütün tıp otoritelerinin kabul ettiği gibi görme kusuru bir hastalık değildir ve cerrahi müdahale zorunluluğu yoktur. Müdahale tamamen kozmetik amaçlı bir cerrahi girişimdir. Tıpkı diğer estetik operasyonlar gibi.

Dünyada kar amacı gütmeyen tıbbi tanıtım ve bilgilendirme kampanyaları (aids kampanyasında olduğu gibi) dışında, büyük bütçeli ve görme kusurundan kurtulmak isteyenleri tüketici olarak gören, kar amaçlı böyle tıbbi reklam kampanyaları var mı? Bilmiyoruz.

Keza aynı kişiler televizyon kanallarında kullandıkları cihazların bir teknoloji harikası olduğunu ve operasyonun 17 dakika sürdüğünü ve operasyonun riskinin %1 altında olduğunu söyleyeceklerdir.

Bu arada göz taraması için hazırlanan TIR lar bütün yurdu dolaşarak vatandaşa bedava göz sağlığı hizmeti verecek, görme kusuru olanlara ve gözlük kullananlara ‘GÖZLÜKLERİNİZDEN KURTULUN’ tavsiyesinde bulunacaklardır.

Fakat her çabaya rağmen ilk etapta büyük bir istekle operasyona koşan hevesli ve gönüllüler azalmış, geriye kararsızlar kalmıştır. Pastadan pay almak isteyen bir çok yatırımcı ortaya çıkmış, bir çok yeni cihaz alınmış rekabet kızışmıştır.

Artık reklamlarda cihazların yeni özellikleri ön plana çıkarılmaktadır.

Beklentimiz odur ki, yaşamımızda olağanüstü bir yeri ve işlevi olan gözümüzün sağlığı için yapılanlar sıradan ticaret gibi algılanıp, rekabet konusu olmasın. 

Değerli göz hekimlerimiz, yaptıkları Hipokrat yemini gereği insanımızın göz sağlığını her zaman paradan ve kazançtan önde tutsunlar.

Bu operasyonların yıllara göre artışına dair elimizde bir istatistik yok.

Son günlerde artıp, artmadığını da bilmiyoruz fakat gelecekte bu operasyonların azalacağını bekliyoruz. Çünkü ilk yıllardaki heveslilerin yerini, giderek daha çok sorgulayan, daha çok araştıran, daha çok garanti isteyen kararsızlar alıyor.

Birçok insanın bu gelişmenin gelip geçici bir moda mı, yoksa gerçekten teknolojinin insanlara sunduğu bir nimet mi olduğu konusunda ciddi kuşkuları var.

Bundan sonra herkes biraz daha temkinli olacak ve şimdiye kadar sesi çıkmayan binlerce operasyon mağdurunun sesi duyulmaya başlayacaktır diye umuyoruz.

Bekleyip, göreceğiz.

 

RIFAT KAYIN

29 Eylül 2009 tarihinde web sitemizdeki yazımızı okuyan bir mağdurdan aşağıdaki e mail i aldım. Her satırını içim daralarak okudum.

Bu yazıyı sizlerle paylaşmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor ne yazık ki.

BİR LAZER AMELİYATI MAĞDURUNDAN

Öncelikle lazer ameliyatlarının riskleri ile ilgili ve tamamen bir gerçeği ifade yazınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. Keşke bunu 10 yıl önce okumuş olsam ve lazer ameliyatı olmasaydım. 9 -10 derece miyoptum, 19 – 20 yaşlarında gözlükten kurtulma psikolojisiyle lazer ameliyatı oldum.

Gece görüşümün bozulması, batmalar, yanmalar yüzünden gece dışarı çıkamaz duruma geldim. 2 ay içinde miyobum tekrar 5- 6 dereceye geldi.

Doktorun ikinci ameliyatla numaramı sıfırlama vaadiyle bir operasyon daha oldum. 2 Ay içinde her ay ilerleyen bir miyopi oluştu. Sonra retina da incelme başladı ve argon lazer operasyonlarından sonra sol gözümde retina yırtılması oldu.

4 Kere dekolman ameliyatı oldum.
Başarı sağlanamadı ve sol gözümü kaybettim.
Şimdi sağ gözüm de aynı risk altında.

Diğer Göz Doktorları, bütün bu olumsuzlukların lazer ameliyatından kaynaklandığını söylüyorlar.
Şu an çok mutsuzum.

Eğer bana yardımcı olursanız belki bazı insanlarımızı bu ameliyattan vazgeçirebilir, bu işin sorumlularının cezalandırılmasını sağlayabiliriz.

Başıma gelenlerden sonra İnsan sağlığını sıradan ticaret konusu yapan doktorların ve para için sağlığımıza kastedenlerin bir ders almasını istiyorum.

Ali Kükrek
a.kukrek@hotmail .com
Tel: 0532 606 2739

Etiketler :
İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Bauhaus Mağazalarında Gözlük Satışına Para Cezası Bauhaus Mağazalarında Gözlük Satışına Pa...

Gözlükçü/optisyen meslektaşlarımızın hak ve hukuklarını her platformda savunan sivil toplum kuruluşu ve yöneticiler olmaya devam edeceğ...

Firma Tanımlayıcı Numaraları Hakkında Önemli Bilgi Firma Tanımlayıcı Numaraları Hakkında Ön...

Medula Optik sisteminde ekrana gelen duyuruda '' Ürün Takip Sistemi Firma Tanımlayıcı Numarasının'' tanımlanması istenmektedir....

Mart 2017 Dönemi Optik Katılım Payı Mart 2017 Dönemi Optik Katılım Payı

2017 Mart ayına ait optik katılım payı fatura bedelleri çalıştığınız banka hesaplarınıza gönderilmesi planlanmaktadır....

Ünlü Lens Firması Türkiye’ den çekiliyor mu? Ünlü Lens Firması Türkiye’ den çek...

İngiltere'nin saygın gazetelerinden Financial Times, referandumda kabul edilen anayasa değişikliği nedeniyle bazı uluslararası şirketle...

HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

Gezginin Dünyası
SON EKLENEN HABERLER
Bauhaus Mağazalarında Gözlük Satışına Para Cezası Bauhaus Mağazalarında Göz...

Gözlükçü/optisyen meslektaşlarımızın hak ve hukuklarını her ...

Firma Tanımlayıcı Numaraları Hakkında Önemli Bilgi Firma Tanımlayıcı Numaral...

Medula Optik sisteminde ekrana gelen duyuruda '' Ürün Takip ...

Mart 2017 Dönemi Optik Katılım Payı Mart 2017 Dönemi Optik Ka...

2017 Mart ayına ait optik katılım payı fatura bedelleri çalı...

Ünlü Lens Firması Türkiye’ den çekiliyor mu? Ünlü Lens Firması Türkiye...

İngiltere'nin saygın gazetelerinden Financial Times, referan...

Louis Vuitton, Christian Dior’u satın aldı Louis Vuitton, Christian ...

Moda camiası büyük bir haberle çalkalandı. Dünyaca ünlü Fran...

Hazırmısınız? Hazırmısınız?

İSG Kanunun uygulaması ertelenen tek maddesi olan “50’den az...

Lisans Tamamlamada Üst Öğrenim Belirsizliği Sonlandı. Lisans Tamamlamada Üst Öğ...

YÖK tarafından belirlenen ve sağlık çalışanlarına lisans tam...

ÜTS Toplantısı Yapıldı. ÜTS Toplantısı Yapıldı....

Sağlık Bakanlığınca uygulamaya girecek olan ÜTS-(Ürün Takip ...

Ege Üniversitesi Kontak Lens Semineri Düzenlendi Ege Üniversitesi Kontak L...

25 Nisan 2017 tarihinde Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Hizm...

SGK tarafından paylaşılması durduruldu! SGK tarafından paylaşılma...

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 2015 yılında yürürlüğe sok...

Magazin HABERLERİ
Web TV