
Optik Sektöründe Plansız Büyüme Alarmı: “Sürdürülebilirlik Tehlikede”
17. Bölge Gaziantep Optisyen Gözlükçüler Odası Yönetim Kurulu Üyesi Engür Sena Öztokmak, Türkiye’de optik sektörünün son yıllarda karşı karşıya kaldığı yapısal sorunlara dikkat çekerek, plansız büyümenin sektörde ciddi ekonomik ve mesleki riskler oluşturduğunu vurguladı. Özellikle optik müesseselerin aynı bölgelerde yoğunlaşmasının işletmelerin ekonomik dengesini bozduğunu belirten Öztokmak, bu durumun hem mevcut işletmelerin sürdürülebilirliğini zorlaştırdığını hem de sektöre yeni giren optisyenler açısından ciddi belirsizlikler yarattığını ifade etti.
Gaziantep’te Hızlı Artış ve Yoğun Rekabet
Gaziantep özelinde değerlendirmelerde bulunan Öztokmak, yaklaşık 2,2 milyon nüfusa sahip şehirde optik müessese ve optisyen sayısının son yıllarda dikkat çekici şekilde arttığını söyledi. Ancak bu artışın nüfus artışıyla paralel bir planlama çerçevesinde gerçekleşmediğine dikkat çekti. Nüfus başına düşen optik işletme sayısının yükselmesi, sektörde yoğun bir rekabet ortamı oluştururken, işletmelerin gelir dengelerini de olumsuz yönde etkiliyor.
Bu kontrolsüz büyüme modeli, kısa vadede sayısal artış sağlasa da uzun vadede hem ekonomik sürdürülebilirliği hem de hizmet kalitesini riske atan bir tablo ortaya çıkarıyor. Aynı bölgede çok sayıda optik mağazanın bulunması, müşteri potansiyelinin bölünmesine neden olurken, işletmeler arasında fiyat odaklı rekabeti de artırıyor.
Gözlük Kullanım Oranı Düşük, Farkındalık Yetersiz
Öztokmak’a göre sektörün en önemli sorunlarından biri de Türkiye’de gözlük kullanım oranının dünya ortalamasının altında kalması. Gelişmiş ülkelerde bireylerin büyük bir kısmı düzenli olarak gözlük veya kontakt lens kullanırken, Türkiye’de bu oranın belirgin şekilde düşük olması dikkat çekiyor. Buna rağmen görme kusuru yaşayan birey sayısının oldukça yüksek olduğu biliniyor.
Bu çelişki, toplumda göz sağlığı farkındalığının yeterince gelişmediğini ortaya koyuyor. Görme problemlerinin erken teşhis edilmemesi, özellikle çocuklarda eğitim başarısını ve yetişkinlerde iş verimliliğini doğrudan etkileyebiliyor. Düzenli göz muayenesi alışkanlığının yaygın olmaması da bu sorunun büyümesine zemin hazırlayan temel faktörler arasında yer alıyor.
Dijital Ekranlar Miyopiyi Artırıyor
Teknolojinin hayatın merkezine yerleşmesiyle birlikte dijital ekran kullanımının hızla artması, özellikle çocuklar ve gençler arasında miyopi oranlarında ciddi bir yükselişe neden oluyor. Öztokmak, bu durumun optik sektörüne olan ihtiyacın aslında arttığını gösterdiğini ancak gözlük kullanım oranlarının düşük kalmasının sektörün büyümesini sınırladığını belirtiyor.
Öte yandan yaşlanan nüfusla birlikte yakın görme problemlerinde de artış yaşanıyor. Bu gelişmeler, optik ürünlere olan talebin artması gerektiğini ortaya koyarken, mevcut kullanım alışkanlıkları bu potansiyelin yeterince değerlendirilemediğini gösteriyor.
Eğitim Kalitesi ve Kontenjan Sorunu
Optik sektöründeki bir diğer önemli sorun ise optisyenlik eğitiminde yaşanan dengesizlikler. Düşük puanlarla öğrenci kabul eden ve hızla artan program sayısı, mezun sayısında kontrolsüz bir artışa neden oluyor. Özellikle bazı vakıf üniversitelerinde uygulama altyapısının yetersiz olması, mezunların mesleki yeterliliği konusunda soru işaretleri doğuruyor.
Optisyenlik mesleğinin doğası gereği uygulama ağırlıklı bir eğitim gerektirdiğini vurgulayan Öztokmak, güçlü laboratuvar altyapısı ve saha deneyiminin kritik önemde olduğunu ifade ediyor. Bu unsurların eksikliği, hem hizmet kalitesini düşürebiliyor hem de sektörde nitelik sorunu yaratabiliyor.
Çözüm İçin Yapısal Adımlar Şart
Öztokmak, sektörün karşı karşıya olduğu sorunların çözümü için kapsamlı ve planlı adımlar atılması gerektiğini belirtiyor. Eğitim kontenjanlarının yeniden düzenlenmesi, uygulama altyapılarının güçlendirilmesi ve bölgesel planlama yapılması bu adımların başında geliyor. Ayrıca toplumda göz sağlığı bilincinin artırılması, sektörün sürdürülebilir büyümesi açısından kritik öneme sahip.
Bu adımların atılmaması durumunda, hem mesleki sürdürülebilirliğin zorlaşacağı hem de toplumun kaliteli göz sağlığı hizmetlerine erişiminin istenilen seviyeye ulaşamayacağı ifade ediliyor. Optik sektörünün sağlık hizmetlerinin önemli bir parçası olduğu düşünüldüğünde, yaşanan bu sorunların yalnızca sektör paydaşlarını değil, toplumun genelini ilgilendirdiği açıkça görülüyor.
Türkiye’de optisyenlik mesleği, son yıllarda eğitim politikaları ve sektörel planlama eksiklikleri nedeniyle önemli bir kırılma sürecine girmiş durumda. Plansız büyüme, artan mezun sayısı ve düşük gözlük kullanım oranı gibi faktörler bir araya geldiğinde sektörün geleceği açısından ciddi riskler ortaya çıkıyor. Uzmanlara göre bu sürecin sağlıklı şekilde yönetilebilmesi için hem kamu hem de sektör temsilcilerinin birlikte hareket etmesi ve uzun vadeli stratejiler geliştirmesi gerekiyor.









