
Koltuklar mı? Meslek mi?
Oda seçimleri tüm hızıyla devam ediyor. Birkaç odada daha seçim tamamlanacak ve ardından büyük birlik seçimleri başlayacak. Her seçim dönemi, meslek camiasında farklı tablolar ortaya çıkıyor ve her zaman derslerle doludur.
Bazı odalarda mevcut başkanlar yeniden güven tazeliyor. Geçmişte meslek adına emek vermiş, kanun çalışmalarına katkı sağlamış ve sosyal projeler üretmiş isimlerin yeniden seçilmesi doğal ve saygı duyulması gereken bir sonuç.
Diğer yandan bazı yerlerde “yeni kan, yeni yönetim” anlayışıyla değişim yaşanıyor. Bu da meslek örgütlerinin canlı ve dinamik kalması açısından değerli bir gelişme.
Ancak süreç her zaman bu kadar net ilerlemiyor. Aday çıkmaması nedeniyle görevlerin aynı isimlerle devam ettiği tablolar da var. Çoğu zaman bu durum “kimse taşın altına elini koymak istemiyor” şeklinde yorumlanıyor. Oysa mesele sadece sorumluluk almamak değil; vizyon eksikliği ve meslek örgütlerine yeterince önem vermemek, gerçek sorunu oluşturuyor.
Geçtiğimiz hafta sonu ilimizdeki seçim süreci, bu tartışmaların en dikkat çekici örneğiydi. Süreçte adımın gündeme gelmesi ne başkan adayı olmama ne de liste hazırlamamış olmama rağmen, konunun ne kadar farklı dinamiklerle yürüdüğünü gösterdi.
Disiplin listesinde yer almak bazı çevrelerde rahatsızlık yaratmış olabilir. Mesleğe olan bağlılık, etik ve deontolojik değerlere olan sıkı bağlılık, haksızlıklar karşısında duruş sergilemek bazen beklenmedik tepkiler doğurabiliyor. Listeye yönelik müdahaleler de bu rahatsızlıkların bir sonucu gibi görünüyor.
Burada sorulması gereken soru açık! Eğer gerçekten güçlü bir hedef ve kararlılık varsa, neden bağımsız bir liste oluşturulmadı? Cevap ise meslek camiasında bilinen bir gerçek. Bir ekip oluşturmak her zaman kolay değildir. Yoğun iş temposu, çeşitli öncelikler ve bazı görevlerin daha prestijli görülmesi, sürecin farklı şekillerde ilerlemesine sebep olur.
Sonuç olarak ben listeden ayrılmayı tercih ettim. Süreç farklı şekilde ilerledi ve hedeflenen görevler elde edildi. Ancak burada esas mesele, koltukların kim tarafından doldurulduğu değil, o koltukların meslek adına nasıl kullanıldığıdır.
Listeden ayrılmış olsam bile divan katipliği görevimden meslek adına önemli olan son dakika günden maddesini de gündeme alıp oy birliğiyle geçmesine sebep olarak; mesleğime olan sevgi ve bağlılığımı bir kez daha kanıtlamış oldum. Tabi anlayana!!!
Meslek örgütleri kişisel prestij alanları değildir; ortak akıl ve meslek onurunu temsil edildiği yerlerdir. Disiplin ve denetleme gibi kritik görevlerde yer alan isimler, sadece kendi çıkarlarını değil, mesleğin bütününü gözetmekle yükümlüdür.
Bir koltuğa değer katan, o koltukta oturan kişinin duruşu, meslek ahlakı ve vizyonudur. Koltuklar kimseyi büyütmez; bazen sadece gerçek duruşu ortaya çıkarır.
Ayşe Şenyüz/ Optisyen









