
Dünya Genelinde İkinci El Gözlük Pazarı! Sürdürülebilirlik mi, Sessiz Bir Risk mi?
Gözlük sektörü, son yıllarda yalnızca teknoloji ve moda başlıklarıyla değil, sürdürülebilirlik kavramı üzerinden de yeniden şekilleniyor. Bu dönüşümün en dikkat çekici ancak en az tartışılan alanlarından biri ise ikinci el gözlükler.
Avrupa’dan Amerika Birleşik Devletleri’ne, çevrim içi platformlardan sosyal sorumluluk projelerine kadar uzanan bu yeni alan, kimi çevrelerce çevre dostu bir çözüm olarak sunulurken, optik sektörü açısından ciddi mesleki, etik ve halk sağlığı tartışmalarını da beraberinde getiriyor.
Küresel tablo- Resmî olmayan ama büyüyen bir alan
Küresel gözlük pazarı 170 milyar doların üzerinde bir hacme ulaşmış durumda. Ancak ikinci el gözlükler, bu büyük pazarın içinde hâlâ ayrı bir başlık altında ölçülen resmî bir sektör olarak tanımlanmıyor.
Buna rağmen özellikle Avrupa’da ikinci el ve yenilenmiş gözlük modelleri hızla yaygınlaşıyor. Fransa, Belçika ve Hollanda merkezli girişimler, “döngüsel gözlük” kavramı altında kullanılmış çerçeveleri yeniden dolaşıma sokmayı hedefliyor.
Bu platformların büyük bölümü, reçeteli gözlüklerden bilinçli olarak uzak duruyor. Faaliyetler çoğunlukla çerçeve veya güneş gözlüğü segmentinde yoğunlaşıyor.
Sürdürülebilirlik söylemi ne kadar karşılık buluyor?
İkinci el gözlük savunucuları, her yıl milyonlarca çerçevenin atık haline geldiğine dikkat çekiyor. Özellikle plastik ve asetat çerçevelerin çevresel etkisi, bu modelin temel dayanak noktası olarak gösteriliyor.
Kullanılmış çerçevelerin temizlenip yenilenerek yeni camlarla satışa sunulması, çevresel açıdan olumlu bir adım gibi görünse de, sektör profesyonelleri bu noktada kritik bir soruyu gündeme getiriyor: Bir gözlük yalnızca çerçeveden mi ibarettir?
Optik açıdan gri ve riskli alanlar
Optisyenler, ikinci el gözlük konusuna temkinli yaklaşıyor. Hijyen riski, çerçevenin önceki kullanım sürecinde maruz kaldığı deformasyonlar ve ölçü hassasiyetinin kaybolması en sık dile getirilen endişeler arasında yer alıyor.
Reçeteli gözlüklerde merkezleme, pupilla mesafesi ve yüz uyumu gibi unsurlar, gözlüğü kişiye özel bir sağlık ürünü haline getiriyor. Bu nedenle birçok ülkede reçeteli gözlüklerin ikinci el olarak satışı ya açıkça yasaklanıyor ya da mevzuatta net bir tanıma sahip değil.
Sosyal sorumluluktan ticari modele geçiş
Geçmiş yıllarda bağışlanan ikinci el gözlüklerin ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedeflendi. Ancak uyumsuz reçeteler, lojistik maliyetler ve düşük kullanım oranları nedeniyle bu modellerin büyük bölümü sürdürülebilir olmadı.
Bugün ikinci el gözlükler daha çok ticari platformlar üzerinden, çevresel duyarlılığı yüksek ve alternatif tüketime açık kitlelere hitap eden bir model olarak sunuluyor.
Türkiye açısından ne ifade ediyor?
Türkiye’de ikinci el gözlük satışı, mevcut mevzuat ve meslek etiği açısından kabul gören bir uygulama değil. Ancak küresel eğilimler, özellikle dijital platformlar aracılığıyla dolaylı bir baskı oluşturuyor.
İkinci el gözlük pazarı bugün hâlâ niş bir alan gibi görünse de, sürdürülebilirlik söylemiyle birlikte sessiz ama kararlı biçimde büyüyor. Bu büyümenin optik mesleğinin temel ilkeleriyle ne ölçüde örtüşeceği ise önümüzdeki dönemin en önemli tartışma başlıklarından biri olacak.
Okuyucuya Soru
İkinci el gözlükler sizce çevresel sürdürülebilirlik adına desteklenmesi gereken bir model mi, yoksa optik mesleği ve halk sağlığı açısından sınırları net çizilmesi gereken bir alan mı?
Görüşlerinizi, değerlendirmelerinizi ve mesleki deneyimlerinizi yazının altındaki yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.









