
Gözetim Kalkanı mı, Pazar Eleği mi?
Yeni ithalat düzenlemesi, kâğıt üzerinde düşük faturayla mücadeleyi hedefliyor. Ancak sektörde konuşulanlar başka bir gerçeğe işaret ediyor: Bu karar rekabeti mi düzenliyor, yoksa rekabetin aktörlerini mi eliyor?
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan ve 2026 yılı itibarıyla yürürlüğe giren yeni tebliğle, gözlük çerçeveleri ve plastik gözlük camlarını kapsayan bazı ürün gruplarında ithalatta gözetim uygulaması önemli ölçüde yeniden yapılandırıldı.
Düzenlemeye göre, belirlenen GTİP kapsamındaki ürünlerin birim gümrük kıymetinin 20 ABD dolarının altında olması durumunda, ithalat işlemleri için gözetim belgesi alınması zorunlu hale getirildi. Belge bulunmadan gümrük beyannamesi tescil edilemiyor.
Başvurular elektronik ortamda, Tek Pencere Sistemi üzerinden ve e-imza ile yapılacak. Yetkili makamlar, başvuru sürecinde ithalatçıdan ek bilgi, belge ve ticari açıklama talep edebilecek.
Gözetim uygulaması sektöre yabancı değil. Ancak bu yeni tebliğle birlikte uygulama; daha geniş kapsamlı, daha sert ve daha bağlayıcı bir yapıya bürünmüş durumda.
“Fiyat Değil, Model Değişiyor”
Resmî metinlerde bir “asgari ithalat fiyatı” ifadesi yer almıyor. Ancak uygulamanın sahadaki yansıması, sektör tarafından farklı okunuyor.
Belirlenen eşik değer, fiilen bir fiyat tabanı etkisi yaratıyor. Bu durum, rekabetçi fiyatla çalışan yerli ithalatçıların manevra alanını daraltırken, yüksek maliyetli ve markalı ürünlerle çalışan yapılar açısından doğal bir bariyer oluşturmuyor.
Sonuçta mesele yalnızca fiyat değil; hangi iş modelinin sistem içinde kalabileceği sorusu ön plana çıkıyor.
Kim Daha Az Etkileniyor?
- Yüksek birim fiyatlı ürünlerle çalışan yapılar
- Güçlü finansman ve stok kapasitesine sahip firmalar
- Tedarik, ithalat ve perakendeyi entegre yöneten organizasyonlar
Bu yapıların maliyet seviyesi, gözetim eşiğinin zaten üzerinde olduğu için uygulama fiilen bir engel oluşturmuyor.
Yerli İthalatçı İçin Denklem Ağırlaşıyor
Uygun fiyatlı, alternatif ürünlerle pazarda denge unsuru olan yerli ithalatçılar açısından tablo daha karmaşık.
Gözetim belgesi süreci:
- İthalat sürelerini uzatıyor
- Stok planlamasını bozuyor
- Nakit akışını zorluyor
Özellikle küçük ve orta ölçekli firmalar için bu durum, operasyonel bir zorluktan öte varoluşsal bir sorun haline geliyor.
Sektörde, bu baskının uzun vadede pazarın belirli oyuncular lehine daralmasına yol açabileceği konuşuluyor.
“Rekabet Düzenlenmiyor, Yeniden Çiziliyor”
Düzenleme, metin düzeyinde tüm ithalatçılara eşit görünüyor. Ancak ekonomik gerçeklikte sonuçlar farklılaşıyor.
Yüksek fiyatlı, güçlü markalı ve entegre yapılar sistemde rahatça ilerlerken; rekabetçi fiyat üzerinden ayakta duran modeller sistemin dışına itiliyor.
Bu durum, serbest rekabet ortamında oyun alanının daralması anlamına geliyor.
Rekabet Hukuku Açısından Kısa Yorum
Rekabet hukukunda temel ilke, düzenlemelerin piyasaya giriş engeli oluşturmaması ve belirli iş modellerini fiilen dışlamamasıdır.
Kâğıt üzerinde ayrımcı olmayan bir düzenleme, uygulama sonuçları itibarıyla belirli oyunculara sistematik avantaj sağlıyorsa, bu durum “dolaylı rekabet kısıtlaması” tartışmasını gündeme getirir.
Bu nedenle yeni gözetim uygulamasının, yalnızca gümrük ve dış ticaret değil, rekabet hukuku perspektifinden de dikkatle izlenmesi gerektiği değerlendiriliyor.
İyi Niyetli Bir Düzenleme, Sert Sonuçlar
Kayıt dışılıkla mücadele ve düşük fatura uygulamalarının önlenmesi, sektörün de desteklediği meşru hedefler arasında yer alıyor.
Ancak sektör temsilcileri, mevcut haliyle gözetim uygulamasının dürüst ve kayıtlı çalışan firmalar üzerinde orantısız bir yük oluşturduğunu savunuyor.
Beklenti; sektör dinamikleri, firma ölçekleri ve rekabet dengeleri gözetilerek uygulamanın yeniden değerlendirilmesi.
Aksi halde, düzenleme yalnızca ithalatı değil, optik sektörünün gelecekteki pazar yapısını da kalıcı biçimde şekillendirebilir
.









