
Evet, sevgili meslektaşlarım. Nikâh kıyıldı kıyılmasına da, şimdi," Kim kimin ayağına basacak ya da kim kimi dansa kaldıracak "Merakla, hatta dört gözle bekliyoruz." Düne kadar birbiri hakkında her türlü kötü sözleri sarf edenler, bugün kol kola ve sarmaş dolaş, Ankara caddelerini arşınlıyor, kurumlarda "güya meslektaşlarının sorunlarını çözmek için boy gösteriyorlar.
Devlet dairelerinde meslektaşın hakkını savunuyoruz diye dolaşan bu zat-ı muhteremlerden biri, unutmayalım ki daha önce dernek defterlerini, "Vapurda unutmuşum." diyerek iletmek istediği kişinin eline teslim etmişti.
Bu nasıl bir tesadüftü ki; Bir dernek yetkilisi, toplu taşıma aracında çok önemli bilgiler içeren bir defter unutuyor ve o büyük mucize gerçekleşiyor.
Her gün binlerce kişinin inip bindiği vapurda unutulan defter, bilin bakalım nereden çıkıyor?
Hayır, hayır ! hiç uğraşmayın asla bilemezsiniz.
Boşuna "Mucize" demiyorum !
Kaybolan defter bir süre sonra "Meslektaşın hakkını ve hukukunu savunuyoruz." diyerek mesleğimizi yabancı tekellerin ve zincir mağazaların dümen suyuna sokup, mesleğimizi adeta bir sorun yumağı haline getiren ve bu günkü sıkıntıların tek sorumlusu olan kişinin eline geçiyor. Üstelik, 14 milyon kişinin yaşadığı İstanbul'da!
Buna "Mucize" denmez de, ne denir?
Halbuki, bizler Vapurlarda martılara simit atılır diye bilirdik. Demek ki bundan sonra akbabalara defter de atılıyormuş diyeceğiz.
Şaka bir yana, bu gün olanlara bakınca, özellikle de nikahtan sonra bu "Defter" bulmacası başka bir anlam kazanıyor. Anlıyoruz ki nişanlılık dönemi bitmiş. "Defter" olayından sonra da aralarında söz kesildiği biliniyordu bilinmesine de;
Sadece bu pervasızlığın, haddini bilmezliğin, emanete hıyanetin ne zaman su yüzüne çıkacağı merakla bekleniyordu.
Sevgili meslektaşlarım, Lütfen etrafınızı gözleyin, boş zamanlarınızı bilgisayarda oyun oynayarak değil bu kişileri izleyerek geçirin. İnanın bana daha çok eğleneceksiniz.
Yıllarını bu mesleğe vermiş biri, Mahmut Yetim olarak diyorum ki;
Bu kişiler bu güne kadar olduğu gibi, bundan sonra da siz gözlükçülerin lehine parmaklarını bile oynatmayacaklardır. Onlar için sadece ve sadece mağaza zincirlerinin çıkarları, reklam yasaklarını delme konusu ve internetten yapılacak "yemek sepeti", "çiçek sepeti" benzeri lens satışlarına yaptıkları destekleri göreceksiniz. Şehir şehir gezerek, seminer, konferans gibi masumane maskelerle "Diyet"lerini ödemeye ve sizleri bütün bu palavralara ortak etmeye çalışacaklardır.
Nereden mi biliyorum?
Çünkü, akçe'li konularda zafiyetleri bilinen bu zat-ı muhteremlerin, bu güne kadar mesleğimizi çıkmaza sokmaktan başka hiç bir getirileri olmamıştır, olamazda. Kendilerini gündemde tutabilmek için daima magazin dernekçiliği yaptılar ve yapmaya devam ediyorlar.
En iyi yaptıkları şey; bir yandan derneğin kasasında hiç para yok diye ağlaşırken, Ne amaçla ve neye karşılık yapıldığı belirsiz (Bizce malûm olan)"Bağış" adı altındaki paralarla il il dolaşarak dernek kasasından para harcamalarıdır.
Şimdilik ! Hesap soran yok iken. "Seyyah olalım şu alemi gezelim diyorlar" herhalde.
Hepinize hayırlı işler diliyorum.
saygılarımla.
Mahmut Yetim
13/12/2013
SN. NECATİ ÖNDER ben 26 yıllık meslek hayatımda parayla vesaire maddi zorlamalarla satılan diplomalarda gördüm optisyenliğe bu kadar takılmayın rahmetli ADİL KÖKTENER ‘ İ tanırmısınız bilmem hayatta olsaydıda sizlere anlatsaydı şu kadar cam çerçeve alacaksın diploma anca alırsınları …! yada yakın zamanda 2000 li yıllarda ve öncesinde verilen diplomaları nasıl alındığını kimlerin aldığına bir bakmak lazım mahmut abiye saygısızlık yapmak değil niyet ama artık bu işler onların dönemlerindeki gibi gitmediğini değerli büyüğüme izah etmek ve yarınlara ciddi çalışmalar ile gidebilmek.