Optisyenin Sesi
Optisyenin Sesi
Optisyenin Sesi Reklam
Optisyenin Sesi Reklam
Reklamı kapat
Optisyenin Sesi Reklam
Optisyenin Sesi Reklam
Reklamı kapat

Darmadağın!

Benzetmeler bana ait olsa da aslında beni yönlendiren onlar. Kahve fincanı gibi ak telveler görüyorum. Biraz falcılığım olsa üç vakte kadar şu bulutla şöyle olacak diye yorumlar da bulunabilirim.

30 Mart 2019 - 0:12 'de eklendi ve 1021 kez görüntülendi. A+A-

Darmadağın!

Gökyüzünde duman duman bulutlar da…

Benimkiler tam duman gibi de değiller. Bir tane dumana benzeyen bir şekil var. Diğerleri birbiriyle alakasız tasarımlar. Büyükçe bir at kafası. Ondan biraz öte de Van gölü gibi bir bulut kümesi.

Rüzgarın kovalaması ile Van gölü yerini saçaklı eski bir halıya benzeyen duvar saatine bırakıyor. Gülüyorum kendi kendime. Saçaklı eski bir halıya benzeyen duvar saati de ne demek? Bu nasıl bir benzetme? Bu benzetmeler işin keyifli tarafı. Bana muhalefet edecek biri olmayınca tepemde ki bulut kümelerini şekilden şekile sokabiliyorum.

Benzetmeler bana ait olsa da aslında beni yönlendiren onlar. Kahve fincanı gibi ak telveler görüyorum. Biraz falcılığım olsa üç vakte kadar şu bulutla şöyle olacak diye yorumlar da bulunabilirim. Gerçi bir ara at kafası gördüm.

Rüya da at-murattır. O kadarını biliyorum. Bulut falı da farklı olmasa gerek. Sonra fark ediyorum ki, at kafası gibi gördüğüm şey bulut değil, güneş gözlüğümün üzerinde ki lekelermiş.

Anlaşılmaz bir gürültüyle dikkatim dağılıyor.

–Aptal herif! Sarkıntılık etmeye utanmıyor musun? Sizin ananız-bacınız yok mu?
Dünde aynı haykırışı duymuştum. Şişman ve orta yaşını geçmiş bir kadın kendinden hayli uzakta yürümekte olan bir genç adama söylüyor bunları. Rivayetlere göre hemen her gün benzeri olay tekrarlanıyormuş. Kendine doğru baktığını gördüğü tüm erkekler için genç yaşlı olması mesafenin uzak yakın olması hiç farketmeden benzeri azarı herkese yapıyormuş.

Tekrar bulutlara dönüyorum. Bir tanesi Neriman’a benziyor. Lepiska gibi saçlar var. Eskiden olsa ‘’Neriman’ın olduğu yerde ben de olurum‘’derdim. Hemen yanında ki daha küçük ve biçimsiz bir bulutu da kendime benzetirdim ki, Neriman yalnız kalmasın. O da ‘’deliii’’ der, gülerdi. Bilsin isterdim onu nasıl sevdiğimi. Bilsin, herkese de söylesin.

Kimse de şüphe etmesin ona olan sevgimden. Biz doğuştan evliydik. Ben ömrümde Giresun’a gitmemiştim ama,olsun. Denizine girdiği dalgaları dahi kıskanırdım. İstemezdim birisi ona akıllısın desin. Güzel olduğu zaten aşikardı da, ben en çok başkalarının onu akıllı bulmasına katlanamazdım. Onun akıllılığı, beni idare edebilmesine yorarlar diye düşünürdüm. Aslında onun akıllı olması benim Neriman konusunda ne kadar isabetli seçim yaptığımın da tesbitiydi. Bu yüzden kendimle ve Neriman’la gurur duyardım. Ama yine de birilerinin onu, güzelliğinden öte akıllı bulması beni delirtirdi. En büyük kavgalarımız da bile onun haklı çıkması içten içe sevindirirdi beni. Ayrılırken bile böyle güzel ve akıllı bir karım olduğu için kendimi tebrik ederdim. Şu anda bile buluta yani dağılan lepiska saçlı buluta bakarken geçmişimde Neriman’ın olması güzel bir şey diye düşünüyorum. Sonra emaneti aklıma geliyor.

–Memo şu bulutlara baksana.
Acaba o neye benzetecek? Benzetecek mi? Acayip bir çocuk. Ne zaman kızıp, ne zaman sevindiğini anlayamıyorum bile. Bir çocuk bu kadar mı duygularını gizler? Bir kez daha sesleniyorum. Yine ses yok. Uyudu mu acaba, bu güneşin altında? Öte yandan kendime kızıyorum, ‘’bulutlara bakıp uyudu mu diye düşüneceğine, bir dönüp baksana çocuğa …’’ Annem gibi kızıyorum. Dönmeme gerek kalmadan o sesleniyor. Cılız bir sesi var.
–Asıl sen karıncalara baksana…
–Ne var ki karıncalar da?
Göğün rengi değişiyor. Bulutlar hızla gitmekte. Artık Neriman da yok. Belki de Knidos’a doğru gitmiştir. Masmavi gökyüzü daha bir lekesiz. Başımın altında uyuşan kollarımı çekerek, iskeleye doğru dönüp Memo’ya bakıyorum. Şezlong ta bıraktığım çocuk, kumların üzerine yüzükoyun uzanmış, elinde bir küçük meyva suyu pipeti, kumlarla oynuyor.
–Hadi kalk denize girelim. Sonra bir şeyler atıştırırız.
Cevabını almayacağımı bile bile sorumu sürdürüyorum.
–Ne dersin, Şerif’in yerine gidelim mi?

Duymuyor bile. Yanına çöküyorum. Oyununa misafirim. O minnacık karıncalar benim devasa bulutlarıma baskın çıkıyor. Hafif hafif esen Datça rüzgarı ile gözümü karıncalardan ayırmadan tekrar sesleniyorum.
–İstersen çarşıya gidelim Memduh. Kumru yeriz ha?

Annemin Israrla Memduh adını koyduğu bu 5 yaşında ki çocuğa ismiyle seslenmek zaten sinir bozucu. Rahmetli babamın adının bu çocukta yaşaması hiç te istediğim bir şey değildi. Beni şaşırtan Neriman’ın nasıl bu isme onay verdiğiydi . Babamla çok ayrı karakter de ki bu oğlan bu ismi hak etmiyor. O yüzden sıkça tekrarlıyarak aile arasında Memo adını kabul ettirdim.

Zira babamın uysallığının, sevecenliğinin, yumuşaklığının, zarafetinin zerresi yok bu çocukta. Dik başlı, somurtkan ve en korktuğum yönü, galiba kindar.. İnşallah değildir. Kızgın olduğunu biliyorum. Buraya kendi isteğiyle gelmesine rağmen, annesiyle ayrı yaşadığımız için beni suçluyormuş. Neriman da onun bu yaşlarda dalıp gitmelerinden rahatsız.
–Lütfen Memo ‘yla ilgilenirken fazla duygusal davranıp, çocuğu şımartma.

Şımartmama izin vermiyor ki zaten. Sanki ‘’Bu yaz tatilini babamla geçirmek istiyorum ‘’ diyen o değil.

–Denize girmeyeceksek, gidelim bari…

Diyerek ayağa kalkıyorum. Plaj havlularını omzuma atıp, Memo’nun kafasına hafifçe dokunuyorum. Kafasını öteye çekiyor.

Bu çocuğun doğumunda ağlayan ben, uyurken üzerini açık bıraktığı için kayınvalidemle kavga eden ben, bacanağımın sarhoş bir anında memo’ yu kendi çocukları ile kıyaslayıp biçimsiz bulmasına kızan ben, annemin ‘’sorumluluğunu almayacaksan neden çocuk yaptın? ‘’ dediği için 1 ay konuşmayan ben… Şimdi şaşkınım. İnsan oğluyla neden ilişki kuramaz?
–Heykelci amca’ya gidelim. Dün yaptığım süper transformesi alalım.
İlçe merkezinde Maliye, adliye, kaymakamlık binalarıyla aynı bahçeyi kullanan emniyet binası önünde ellerinde torba ve spor çantaları ile bekleyen mülteci kalabalığını izleyerek, emniyetin karşısında ki sokaktan sahile inen kafeye ulaştık. Ben aç karnına bira içerken, Memo patates cipsi ile soğuk şeftali çayı sipariş verdi. Kafe yanında tezgah açan heykeltıraştan da dün akşam yaptığımız;  Memo’nun super taranformes dediği, benimse hiçbir şeye benzetemediğim (çok zorlasam üzeri kapalı ve kulpsuz vazo’ya benzetebileceğim) eserimizi almaya gidiyoruz. Herkes 4 parmağını yaptığı eserin içine daldırarak ağız yapmaya çalışırken, Memo, dört parmağını dışarıda bırakıp, baş parmağını eserinin üzerinde gezdirmişti. Haliyle içi dolu, az eğimli uzunca bir şey ortaya çıktı. Heykeltraşın ve benim sürekli uyarılarımıza rağmen, ‘’Tamam bu kadar‘’ deyip kalkmıştı. Kağıdında Memo yazan kurumuş eserimizi alıp çantaya koyuyoruz. Tezgahın Hemen karşısında ki dondurmacıdan 2 dondurma alıp yürüyoruz. Cumhuriyet meydanının tahta basamaklarında oturuyoruz. Yürürken Memduh’la konuşma şansım olmuyor. Arada ki boy farkını kaldırdığımda tekrar deniyorum.
–Söyle bakayım. Annene ne hediye almayı düşünüyorsun?
–Bilmiyorum
deyip,omuzlarını silkeliyor.
–İstersen biraz da sanatçılar sokağında dolaşalım. Belki oradan bir şeyler bulabiliriz. Diyerek kendimi de hediye olayına ortak ediyorum. Neriman akıllı kızdır. Öteden beri turkuaz rengi takıları sevdiğini bildiğim için hediye seçimindeki rolümü de takdir edecektir diye düşünüyorum. Eskiden böyle düşündüğümde ara ara kendime kızdığımda olurdu. ‘’sen ne kadar hasta ve kompleksli adamsın ‘’ diyerekten.

Şimdi ise hoşuma gidiyor. Ondan ayrı bile olsam, arada kafasını kurcaladığımdan; beni iyi yönlerimle hatırlayacağını düşünerek mutlu oluyorum. Geçen yıl bir ara evleneceği ile ilgili bir şeyler kulağıma geldiğinde ne kadar da olgun davranıp, benim için önemi olmadığını söylemiştim. Nasıl da inanmayarak bakmıştı yüzüme.
–Nerden çıkarıyorsun falan? Demişti de, ben Hüsniye’den duyduğumu söylememiş, ‘’genç ve güzel olduğunu, yeni bir ilişki yaşamak isterse buna karşı çıkmayacağımı, onun sorumluluklarını bildiğini, Memduh’u ihmal etmeyeceğinden emin olduğumu söylemiş ; alacağı her kararın arkasında olduğumu” belirtmiştim. O an, gözlerimi dolmuştu ne?, başını eğmişti. Dünyalara değişmeyeceğim bir sahneydi. Apar topar dükkanı bahane edip gitmese, belki de sarılıp öpecekti beni kimbilir?
Memduh’a benimle yatmasını söyleyemedim de, ”yarın balık tutmaya gidelim mi ?”dedim. Gözünü elinde ki tabletten ayırmadan,
— Bana kuş alırmısın? Dedi. Gülerek. İlk kez gülüyor.
–Nasıl bir kuş olsun? Dedim.
–Papagan . Jako papağan. Onlar konuşuyorlar.
–Annen kuş ister mi evde?
–Ben hep burada kalamaz mıyım? Dedi.
–Nasıl yani? Diyecek oldum.
–Ben istanbul’a gitmek istemiyorum. Burada kalsam olmaz mı?
Allahım neler duyuyorum? Şimdi Neriman, benim öğrettiğimi düşünecek. Buraya gönderdiğine pişman olacak. Bir daha Memduh la ilgili de olsa onu göremeyeceğim. Neriman’ı tanıyorum. Memduh’un beni tercih ettiğini öğrense, onunla tüm ilişkilerini keser. Neriman, çocuk dahi olsa herkese mesafeli bir kadındır. Belki de evlenir. Evet, beni ve Memduh’u cezalandırmak için de olsa evlenir ve başka çocuklar yapar. Beni de tümden hayatından çıkarır.
–Neden gitmek istemiyorsun Memo? Burada kalırsan anneni özlemeyecek misin?
–Hayır

–Ama, ama.. Ben burda kalıcı değilim memo. Dükkan sahibi askerden gelince işi bırakmak zorunda kalacağım.

–Sen dükkan aç.

–İsterdim ama, biliyorsun işte. Beceremedim.

Oğlunun gözünde beceriksiz bir gözlükçü olmayı göze alıyorum da, annesini istememesini aklım almıyor.

Bu nasıl bir çocuk böyle? Bir insanın Nerimanı özlememesi, sevmemesi mümkün mü? Çocuk bile olsa. Şaşırdım. Ben bunu nasıl izah ederim Neriman’a? ”Memduh seni istemiyor” diye nasıl söylerim?
Keyfim kaçtı. Memo, Nerimanla aramızda ki tek ortak bağ.. O da bağını koparıyor.. Ben Neriman gibi otorite kuramam. Benim dünyamda yalnız yaşamayı annesine tercih ediyor. Konuşmayı deniyorum.
–Bu sene okula başlayacaksın. İstersen babaannenlere göndereyim seni?
Elinde ki tabletten oynadığı oyunu yarım bırakarak bana bakıyor.
–Beni istemiyor musun?
Ne demem gerektiğini düşünüyorum. Elbette seni istemiyorum. Ben tek başına bile yetemeyen, adamken seni nasıl isteyeyim? Demek geliyor içimden.
–Olur mu öyle şey? Diyorum. Arkasını getiremeden.. Havaya bakıyorum. Gündüz ki bulutların yerini yıldızlarla dolu bir karanlık almış. Ay, çocukluğumda resim kağıtlarına yaptığım gibi yarım ay. Ay’a bir çene yapıp, bir de sigara tutturasım geldi.
Memo, hala yüzüme bakıyor. Bu yüzde ne arıyorsa? Elimde ki çekirdekleri yanımda ki çöp kutusuna boşalttım. Karşısına çöktüm.
İki elimle kavradığım bu küçük insanı yanaklarından öptüm.. öptüm., öptüm.. Bağrıma bastım..
Neden sonra, sopa gibi hareketsiz çocuk dile geldi.

–Yoruldum baba. Hadi eve gidelim.

 

Metin Turanlı

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
Çalışan memnuniyeti anketi Çalışan memnuniyeti anketi

Çalışma yaşamı insan ömrünün büyük bir bölümünü kapsamaktadır. Bu anlamda çalışma yaşamının kalitesini belirleyen çalışma koşulları bir...

“Optisyeninsesi Haber” Android uygulaması “Optisyeninsesi Haber” Android uygulamas...

Gözlük sektöründeki gelişmeleri, sektörel haberleri artık daha kolay takip edebilirsiniz. Sektör haberlerine daha hızlı ulaşmak mümkün....

İnsanca yaşam gözlükçülerin hakkıdır! İnsanca yaşam gözlükçülerin hakkıdır!...

En kısa zamanda Türkiye’de Gözlükçü odaları kurulacak, yönetimlerde yer alacak basiretli yöneticiler sayesinde mesleğimiz hak ettiği sa...

Atatürk’ ün Gözlüğü Atatürk’ ün Gözlüğü

İçtimai hayatımızda fevkalade yeri olan gözlükçülük gerektiği kadar alaka görmemektedir. İktisadi ve içtimai hayatımızın vazgeçilmez bu...

HABER HAKKINDA GÖRÜŞLERİNİZİ BELİRTMEK İSTERMİSİNİZ?(Yorum Yok)

.. Kimler Neler Demiş?

avatar
  Subscribe  
Bildir
Gezginin Dünyası
SON EKLENEN HABERLER
Çalışan memnuniyeti anketi Çalışan memnuniyeti anket...

Çalışma yaşamı insan ömrünün büyük bir bölümünü kapsamaktadı...

“Optisyeninsesi Haber” Android uygulaması “Optisyeninsesi Haber” An...

Gözlük sektöründeki gelişmeleri, sektörel haberleri artık da...

İnsanca yaşam gözlükçülerin hakkıdır! İnsanca yaşam gözlükçüler...

En kısa zamanda Türkiye’de Gözlükçü odaları kurulacak, yönet...

Atatürk’ ün Gözlüğü Atatürk’ ün Gözlüğü...

İçtimai hayatımızda fevkalade yeri olan gözlükçülük gerektiğ...

Optisyen adaylarını gelecekte neler bekliyor? Optisyen adaylarını gelec...

Aydın üniversitesinde genç gözlükçülük adayı meslektaşlarımı...

Optisyenlik’te güncel yaklaşımlar sempozyumu Optisyenlik’te günc...

Altınbaş Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenecek olan OPTİ...

İçimizden biri İçimizden biri

Yaşamımız boyunca toplumda farklı kimlik ve mesleklerle haya...

Beta Optik – NOVAX, Eğitim Buluşmaları ! Beta Optik – NOVAX, Eğiti...

Beta Optik, Free Form gözlük camı üretim teknolojisi ve inov...

Kimse bu mesleği itibarsızlaştıramaz! Kimse bu mesleği itibarsı...

Düne kadar dernekleri beğenmeyip ortalıkta, boş boş konuşup ...

AVM’lerde çalışma saatleri neye göre belirlenmelidir? AVM’lerde çalışma s...

AVM’lerin iş kanununa aykırı çalışma saatleri, haksız rekabe...

Magazin HABERLERİ
Web TV
CLOSE
CLOSE
Daha fazla Haberler, Yazarlar
Çocuklarda güneş gözlüğü kullanmalıdır

ABD’de camı yüzde 100 UV filtreli olmasına rağmen çerçeve boyasında yüksek oranda kurşun içerdiği saptanan market gözlükleri piyasadan toplatılmıştır.

Kapat