Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Yönetim Kurulu üyesi Ankaralı girişimci Sadık Arıkan, Türkiye’de ilk sertifikalı gözlük üretimini başlatan babası Tuncer Arıkan’ın işini sürdürüyor. Arıkan, testiden su satarak başladığı girişimciliği şimdi gözlük zinciriyle devam ettirmek istiyor. Arıkan, Lünet Optik’in 1952 yılından bugüne sürecini anlattı. Türkiye gözlük konusunda her ne kadar dışa bağımlığını sürdürse de, teknolojideki […]
05 Nisan 2013 - 15:15 'de eklendi.
Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) Yönetim Kurulu üyesi Ankaralı girişimci Sadık Arıkan, Türkiye’de ilk sertifikalı gözlük üretimini başlatan babası Tuncer Arıkan’ın işini sürdürüyor.
Arıkan, testiden su satarak başladığı girişimciliği şimdi gözlük zinciriyle devam ettirmek istiyor. Arıkan, Lünet Optik’in 1952 yılından bugüne sürecini anlattı.
Türkiye gözlük konusunda her ne kadar dışa bağımlığını sürdürse de, teknolojideki gelişmeleri yakından izliyor ve uyguluyor. Sektörün hammadde konusunda dışa bağımlılığının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Lünet Optik’in patronu Sadık Arıkan, bununla birlikte çözüm bekleyen sorunun, Türkiye’de konuyla ilgili eğitimleri veren alanların açılmaması olduğunu belirtiyor. Baba Tuncer Arıkan’ın 1952 yılında Ulus Meydanı’nda kurduğu Lünet Optik’i Kızılay’a taşıyan ve modern teknolojilerle hizmeti sürdüren Sadık Arıkan, yaşadıkları gelişim sürecini anlattı:
“Sektörümüzdeki teknolojik gelişmeleri babam bire bir yaşamış. Çocuk yaştan itibaren ben de okuldan fırsat buldukça babamın yanına gidiyordum. Çocukluğumda ayaklarla çevrilen kasnaklarla, elmaslarla camlar kesiliyordu. Yani oldukça ilkel metodların uygulandığı bir sistem vardı. Bugün gelişen teknolojiler harikalar yaratıyor, el değmeden üretimler yapılabiliyor. 50’li yıllarda gözlük çok yaygın olmadığı ve de yurt dışından tümüyle ithal edildiği için babam Lünet ismini tercih etmiş. Fransızca’da Lünet, gözlük evi anlamına geliyor.”
Girişimci yetiştim
Girişimci olmasında babasının çok fazla etkisi bulunduğunu vurgulayan Arıkan, “Çocukluğumda, öğrencilik yıllarımda işportacılık yapıyordum. Babam da çelik metre satarak başlamış ticarete. Bana da işportacılık yaparak başlamam gerektiğini söyledi. Ticarete ilk testilerde su satarak başladım. Babamla hep yan yana olduk. Üniversiteyi kazandım ama okulla birlikte çalışmaya da devam ettim. Okulu bitirdikten sonra babama eğitimim ile ilgili çalışmak istediğimi söyledim. Yani aslında İngilizce öğretmeniyim” diye konuştu. Bir süre öğretmenlik yaptığını ve çalışma hayatının o kısmında da deneyimler edindiğinin altını çizen Arıkan sözlerini şöyle sürdürdü: “İşçi olmak, işveren olmak nasıl hepsini gördüm ve girişimcilikte karar kıldım. İlk yerimiz Ulus Meydanı’nındaydı. Daha sonra Kızılay’da bir mağaza açtık. Bu gelişmelerle birlikte babam da yönetimi yavaş yavaş bana bıraktı. Babamdan aldığım feyz ile bu işi sürdürüyorum. Bizim işimizde önemli olan gözlük reçetelerine uygun gözlük imalatı. Montaj ağırlıklı bir imalat söz konusu. Çerçeve ve cam ayrı ayrı geliyor, kişinin ölçülerine göre montaj yapılıyor.”
Tasarım, geliştirilmeli
Türkiye’de sektörün gerek ithal ürün, gerekse yerli üretim anlamında dorukta olduğunu ifade eden Arıkan, bununla birlikte optikte hammadde konusunda dışa bağımlılığın zorunlu olduğuna dikkat çeken Arıkan, “Optikte ham madde dünyada Fransa ve Almanya gibi belli ülkelerde yapılıyor. Türkiye’ye hammadde, yarı mamul olarak geliyor ve fabrikalarda gözlük olarak işleniyor. İşbir, Türkiye’de bu işi büyük çaplı olarak yapıyor. Dolayısıyla hammadde olmadan üretim yapamıyoruz ve dışa bağımlıyız. Çerçeve üretimi de yurtdışından ithal edilen parçaların içerde montajı ile gerçekleştiriliyor. Türkiye’de üretilenleri de var ama ithal ürünle rekabet şansı düşük” dedi.
Türkiye’de model ve tasarıma yönelik eğitimler de olmadığını kaydeden Arıkan, “Bu anlamda yurt dışındaki eğitim sisteminin uygulanması gerek. Avrupa, ABD bunu nasıl çözmüş ise bizde de çözülebilir. Bununla ilgili ciddi çalışmalarımız oldu. Yurtdışında bu iş gözlükçülük değil, optisyenlik olarak tanımlanıyor. Optisyen dört yıl eğitim alıyor ve uygulamada gözlük takıyor, montaj yapıyor. Optemetristler ve oftalmologlar var ayrıca. Optemetristler; doktor ile gözlükçü arasında bir eğitim alıyor. Model dizaynı, üretim, kalite, daha iyi görebilmeyi sağlamak üzerine araştırmalar yapıyorlar. Branştan mezun olanlar aynı zamanda doktorluk da yapabiliyor” ifadelerini kullandı.
Lens merkezleri kurulmalı
Türkiye’de kontak lens ile ilgili eğitim eksikliği yanı sıra bu eğitimleri kimin vereceği; teknolojilerini kimin geliştireceğinin de belirsiz olduğuna değinen Arıkan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’de nihayet optisyenlik okulları açıldı. Ara eleman yetiştirme işinin çözülmesi gerek. Mevcut doktor sayımızla ihtiyaç olan görme testlerinin yapılması mümkün değil. Sorun yetiştirilmesi gereken ara elemanlarla çözülebilir.
Bu doktorlara ciddi destek sağlayacaktır.
Yurt dışında uygulama böyle. Benim yurt dışından aldığım kontak lens takmaya yönelik sertifikam bulunuyor. Görme konusu her ülkede nüfusun yaklaşık yüzde 40’ını ilgilendiriyor. Kontak lens merkezlerinin acilen kurulması gerekir. Dolayısıyla bu konudaki çalışmaların hızla tamamlanması gerekir.”
Ankara’da tüm ilçelerde mağazalar zinciri kurmayı hedeflediklerini kaydeden Arıkan, Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı (TÜSİAV) yönetiminde bulunuyor. Sivil toplum kuruluşları ile ilgili çok ciddi çalışmaları olduğunu dile getiren Arıkan, “Sivil toplumculuğu seviyorum. ATO’da üç dönem sektörümüzle ilgili Meclis üyeliği yaptım. Zaman zaman yine bilinçlendirme anlamında sivil toplum misyonumuzu sürdürüyoruz” diye konuştu.
ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı %10'luk gümrük vergisi, gözlük...
Menrad Group'un Almanya'daki tüzel kişiliği Ferdinand Menrad...
Ülkemizde gözlük sektörü milyonlarca dolarlık önemli bir sek...
Bangladeşli işçilerin katıldığı bir araştırmada gözlük kulla...
İçimizi ısıtan bahar aylarına geçiş döneminde uyanan doğa, m...
Renk körleri herhangi bir şart aranmadan, tek gözüyle görenl...
Otizm, sözel ya da sözel olmayan iletişimde zorluk yaşanması...
2025 yılı tüm sağlık hizmeti sunucularının Nisan ayında Kuru...
Görme bozuklukları dünya genelinde artış gösterirken, reçete...
Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) tarafından Marmara Deni...
SADIK BEY BİRAZ EKSİK YAZMIŞLAR ŞU AN PİYASADA BU İŞLE UGRAŞAN OPTİKÇİLERİN MEKTEBİDİR LÜNET OPTİK SAYILARINI UNUTMUŞUNDUR. MUTLAKA ARIKAN SOYİSMİNİ EMEGİ VARDIR BEN KENDİ ADIMA BABANIZ TUNÇER ABİDEN ALLAH RAZI OLSUN VE TÜM ARIKANLARDAN SAĞOLSUNLAR ….. HAKLARINI HELAL ETSİNLAR