Osman Hamdi Bey. Çağdaş Türk müzeciliğinin kurucusudur. İstanbul Arkeoloji Müzesini kurmuş, 29 yıl müdürlüğünü yapmış ve müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasına sokmuştur.
20 Şubat 2016 - 13:18 'de eklendi.
.
Osman Hamdi Bey, Osmanlı arkeoloğu, müzeci, ressam ve Kadıköy’ün ilk belediye başkanıdır.
1842 Yılında Çanakkale’de doğmuştur.
Sakız Adası’ndan ufak yaşta evlatlık olarak gelen Rum asıllı Osmanlı sadrazamlarından İbrahim Ethem Paşa’nın oğlu, müzeci Halil Ethem Bey ve nümizmat İsmail Galip Bey’in ağabeyidir. İlk Türk arkeologu olarak kabul edilir.
En önemli arkeolojik kazısı 1887-1888’de gerçekleştirildiği Lübnan’daki Sayda Kral Mezarlığı kazılardır. Bu kazılar sırasında dünyaca ünlü İskender Lahdi’ni bulmuştur.
Nemrut kazılarını başlatan ve oradaki tanrı heykellerini bulan kişidir Osman Hamdi Bey. Çağdaş Türk müzeciliğinin kurucusudur. İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni kurmuş, 29 yıl müdürlüğünü yapmış ve müzeyi dünyanın sayılı müzeleri arasına sokmuştur. Günümüzde varlığını Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak sürdüren Sanayi-i Nefise Mekteb-i Âli’sinin kurucusudur. İlk Türk ressamlarından birisidir ve Türk resminde figürlü kompozisyon kullanan ilk ressam olarak tarihe geçmiştir.
Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Gebze ve civar köyleri İmparatorluğun üst düzeyi için sayfiye yerleri idi. Osman Hamdi Beyin babasının da Eskihisar köyünde konağı vardı. Bu konağa gidiş gelişlerinde Osman Hamdi Bey, Eskihisar’ı sever ve deniz kenarında 28 dönümlük bir arazi satın alır. 1884 Yılında planını kendisinin çizdiği köşkü inşa ettirerek zamanının çoğunu burada geçirmeye başlar. Köşke kayıkhane ve resim hane (Resim atölyesi) daha sonra eklenir.
Köşk, 1 inci Dünya Savaşında Karargâh Komutanının emrine, daha sonra Kurtuluş Savaşının belli dönemlerinde Mustafa Kemal ve İsmet İnönü’ye tahsis edilir. 1966 da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından kamulaştırılan Köşk müze haline getirilir.
Bir Baş Yapıt: Kaplumbağa Terbiyecisi
Kahve Ocağı, Haremden, İki Müzisyen Kız, Çarşaflanan Kadınlar, Çiçek düzenleyen Kız, Gebze Manzarası, Kız-Tevfika, Türbe ziyaretinde İki Genç Kız, Mihrap, Feraceli Kadınlar, Pembe Başlıklı Kız, Mimozalı Kadın, Şehzade Türbesinde Derviş, Silah Taciri, Beyaz Entarili Kız ve Kahvedeki Bozayı Osman Hamdi Bey’in en bilinen eserleridir ama hiç biri 1906 Yılında yaptığı “Kaplumbağa Terbiyecisi” kadar ünlü olamamıştır.
“Kaplumbağa Terbiyecisi” için birçok yorum hatta tartışmalar yapılmıştır. Yapılan yorumlardan bazıları şöyle; Osman Hamdi’nin kendisi olan “Terbiyeci” elinde neyi, sırtında keşkül-ü fukarası, hafif öne eğilmiş, yaprak yiyen 3 kaplumbağaya nezaret etmektedir. Arkada kalan 2 kaplumbağa ise yemeğe çalışmaktadır. Resim, üst düzey yönetici olan Osman Hamdi beyin çalışma arkadaşlarına yönelik acımasız, ümitsiz bir hicvi olarak yorumlanmıştır.
Diğer yorum ise: Kaplumbağa terbiye edilebilecek en zor hayvandır.
Osman Hamdi beyin kaplumbağayı bile terbiye edebilirsiniz diyerek dönemin hiçbir nizam ve kanuna bağlı olmayan yönetim şekli olan istibdat ve monarşiye karşı çıkmasıdır. Siz, bir araya gelirseniz bu yönetimi bile adam edebilirsiniz diye yorumlanabilir.
İşin ilginç tarafı, kaplumbağaların terbiye edilemez olmasıdır. Çünkü kaplumbağalar sağırdır ve onlara sesli komut verip müzik aletiyle motive edemezsiniz. Resimdeki dervişin elinde ney ve boynunda kudüm çalmak için kullanılan bir baget vardır ve sırtında ise kaplumbağa kabuğundan yapılmış bir müzik aleti bulunmaktadır.
“Kaplumbağa Terbiyecisi” tablosundaki dervişin kıyafeti gizli bir tarikat olan MELAMİLİK dervişlerin giydiği kıyafet olduğu iddia edilmektedir.
O lahitin içine beni de koyun, ondan sonra gönderin Padişahım!
Osman Hamdi Bey bu sözleri, , Sayda (Sion) kazılarından İstanbul’a getirdiği lahitlerin Padişah tarafından yurtdışına gönderilmek istenmesi üzerine söylemiştir. Bugün o lahitleri, İskender Lahdi dahil olmak üzere kurucusu olduğu İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde eksiksiz olarak görebiliyorsak işte nedeni bu cümledir.
1910 yılında İstanbul Kuzguncukta vefat eden Osman Hamdi Bey, bu gün o lahitin içinde değil ama
vasiyeti üzerine gömüldüğü Eskihisar Mezarlığı’nda Anadolu’dan getirilen 2 adet Selçuklu mezar
taşının altında ağaçların gölgesinden denizi seyrederek huzurla yatmaktadır. Eğer yolunuz Eskihisar’ın çiçekli sokaklarına düşerse, Osman Hamdi Bey müzesine mutlaka uğrayın. Bu şirin müzenin gururunuzu okşayacağından ve gönlünüzü şenlendireceğinden emin olabilirsiniz.
Mustafa Küreli
Menrad Group'un Almanya'daki tüzel kişiliği Ferdinand Menrad...
Ülkemizde gözlük sektörü milyonlarca dolarlık önemli bir sek...
Bangladeşli işçilerin katıldığı bir araştırmada gözlük kulla...
İçimizi ısıtan bahar aylarına geçiş döneminde uyanan doğa, m...
Renk körleri herhangi bir şart aranmadan, tek gözüyle görenl...
Otizm, sözel ya da sözel olmayan iletişimde zorluk yaşanması...
2025 yılı tüm sağlık hizmeti sunucularının Nisan ayında Kuru...
Görme bozuklukları dünya genelinde artış gösterirken, reçete...
Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) tarafından Marmara Deni...
Türkiye genelinde İl Sağlık Müdürlüklerinin talimatıyla İlle...