İstanbul Optisyen Gözlükçüler odası Başkanının sosyal paylaşım sitesinde Kamuda istihdam mücadelesi veren binlerce meslektaşıma sesleniyorum başlıklı yazısı yer almaktadır.
01 Aralık 2020 - 13:45 'de eklendi.
Kendisinin de bir üniversitede eğitmen olduğunu bildiğimiz sayın Başkan, genç meslektaşlarımızın yumuşak karnı olan Kamuda İstihdam konusunu bir kez daha kaşıyarak, gündem oluşturma çabasında olduğunu gözlemliyoruz.
Söyledikleriniz hiç de samimi gelmiyor!
Sağlık meslek yüksek okullarında Optisyenlik bölümlerinin çoğalması ile her yıl verilen mezun sayıları binli rakamları geçmiş, her geçen yıl artan popülasyon birçok gencin işsiz kalmasına sebep olmuştur.
Üniversiteler ticarethaneye dönüşmüş, kadroları ise neredeyse tezgahtar gibi çalışarak gençlere asla ulaşamayacakları hayalleri empoze etmekten imtina etmeyerek bir anlamda mevcut konumlarını muhafaza etme çabasında olmuşlardır.
Yönetim kurulu üyelerinin önemli bir bölümünü üniversite kadrolarından oluşturan İstanbul Optisyen Gözlükçüler Odası, bir yandan Optisyen sayısının artmasına katkı sağlamakta, diğer taraftan da her zamanki gibi gençlerin umudunu kullanarak popülist politikalara imza atmaktadır.
Samimiyetten uzak yapılan bu açıklamaları gençlerin zekasıyla dalga geçmek olarak nitelendiriyorum. Sizler hayatla dalga geçebilirsiniz ancak birçok genç geleceğinden umutsuz yapılan bu yanlış çalışmaların faturasını ödüyor, gelecekte daha da ağır şekilde ödeyecek.
Öncelikle kendinize samimi olmalısınız söylemleriniz ile yaptıklarınız birbiri ile tezat oluşturuyor. İstanbul Odası olarak neredeyse açılan bölümlerin gereğinden fazla olduğunu söylemiyor. Daha da fazlalaşması için çaba harcıyor gibisiniz. Hatta yönetim kadrosunda yer alan öğreticilerin diğer üniversitelerde görev alanlardan daha nitelikli olduklarını ispatlamaya çalışır gibi, Oda merkezinde sınıflar tasarlayarak eğitim misyonunu üstleniyorsunuz.
Fiziki olarak bir müessesede staj yapmak zorunda olan Optisyenlik adaylarına, Oda merkezinde stajlarını yapabileceklerini anlatıyor, her türlü kanun yönetmeliğin üzerinde çalışmalara kalkışıyorsunuz.
Üniversitelerde Tacirler gibi rekabet ediyor. Birbirinizin eğitimini kötülüyor, bir bakıma kurumlarınızın reklamını yapıyorsunuz. Sonrasında geleceklerini planladığınız gençlere bu mesleğin sağlık mesleği olduğunu anlatıyorsunuz ve onlardan fiyat rekabeti değil hizmet rekabeti yapmaları gerektiğini söylüyorsunuz.
Zaman neyin doğru neyin yanlış olduğu hepimize gösterecek. Umarım sonuçları acı olmaz.
İlker AYAZ
Menrad Group'un Almanya'daki tüzel kişiliği Ferdinand Menrad...
Ülkemizde gözlük sektörü milyonlarca dolarlık önemli bir sek...
Bangladeşli işçilerin katıldığı bir araştırmada gözlük kulla...
İçimizi ısıtan bahar aylarına geçiş döneminde uyanan doğa, m...
Renk körleri herhangi bir şart aranmadan, tek gözüyle görenl...
Otizm, sözel ya da sözel olmayan iletişimde zorluk yaşanması...
2025 yılı tüm sağlık hizmeti sunucularının Nisan ayında Kuru...
Görme bozuklukları dünya genelinde artış gösterirken, reçete...
Deniz Yaşamını Koruma Derneği (DYKD) tarafından Marmara Deni...
Türkiye genelinde İl Sağlık Müdürlüklerinin talimatıyla İlle...
İlker Bey;
Yıllardır aynı fikri savundum. Hala aynı fikirdeyim. Piyasaya haddinden fazla pompalama yapıp okulların sayısını ve sınıf sayısını çoşturdular. Bu sadece bizim mesleğimizle ilgili değil. Bir çok meslekte bu durumu gözlemlemek mümkün. Eski dostum Turgut Çakar a bu sebeble kırıldım. Bunu yapan safta yer almamalıydı. Direk kendisinede söyledim. Bu durumu destekleyenler kendi çıkarları için savaş veriyorlar.Optisyenler için değil.Mesleğe ve gençlere yazık oluyor. Mızrak artık kılıfına sığmıyor. Kabını yırttı ve yırtmaya devam ediyor.
Bunu söyleyenler daha önce bu konuda yardımcı olmayanlardı sanki daha yeni istihdam söylemler samimiyetsizlik kazanmış gibi biz her zaman söylenen sözler samimi bulmuyorduk ama bu böyle oldukça samimi bulmamaya devam edeceklerdir. ( O zaman şuan istenilen şey sadece birlik yöneticilerinin değişmesi olacaktır o zaman söylenenler samimi gelebilir )