BIST 100
13.521,96 -0,49%
DOLAR
43,6067 0,11%
EURO
51,5665 0,43%
GRAM ALTIN
6.943,53 3,13%
FAİZ
35,06 -0,40%
GÜMÜŞ GRAM
108,67 5,38%
BITCOIN
67.919,00 -3,40%
GBP/TRY
59,3769 0,65%
EUR/USD
1,1815 0,32%
BRENT
68,05 0,74%
ÇEYREK ALTIN
11.352,67 3,13%

Bir Panelin Ardından

Bir üniversite panelinde tanık olunan yıpranmış bir gözlük üzerinden, nedensiz öfke, gençlik şiddeti ve toplumdaki adalet duygusunun erozyonuna dair çarpıcı bir gözlem.

kirligozluk

Artık gözlük üzerine söyleyecek bir şey kalmadı diye düşünürken, bir gözlüğün nasıl bu kadar zulüme uğradığına şahit oldum. Eğildi, büküldü, konuşurken el hareketi yerine o ileri uzatıldı.

Pardösü cebine girdi, hemen sonra camları sertçe silindi, göze takıldı. Konuşma teklemeye başlayınca tekrar çıkarıldı, tekrar silindi. Herkes adama ve söylediklerine odaklanmışken, ben sürekli bir elden diğerine aktarılan, canı çıkarılan kemik beyaz camlı gözlüğe bakıyorum. Gözlük adına üzüldüm.

Son zamanlarda ülke gündeminde yer alan 14-15 yaşındaki gençlerin, uyduruk sebeplerle ya da sebepsiz şekilde yaşıtları gençlerce hunharca öldürülmeleri ile ilgili sosyal medyada yer alan “Nedensiz öfke, nedendir?” konulu, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde gerçekleşecek panel duyurularını gördüm. Cumartesi saat 13.00’te başlayacak panele, hiç durmayan yağmura rağmen gittim. Niye gittim diye sormayın, ben bile bilmiyorum. Muhtemelen el bebek gül bebek büyüttüğümüz çocukların, toplumsal geleceğimizle ilgili harcanmasına duyduğum tepkidendir. Çocuk sahibi olmadığım hâlde bu panele katılmayı kendimce görev bildim. Moderatör, Doç. Dr. Osman Güzel; konuşmacı akademisyen Işıksu Demirci. Başka da kimse yok. 400-500 kişilik olduğunu tahmin ettiğim salonda panele katılan sayısı 50’yi geçmiyor. Dinleyiciler gibi sivil toplum kuruluşlarından, bakanlıktan, emniyet kuruluşlarından da katılım yok. Işıksu Hanım da bu ilgisizlikten şikâyetçi. Ya üniversite davet etmemiş ya da toplantı yeterince tanıtılamadığı için panel, boş salonda moral bozukluğu ile başladı.

Işıksu Hanım, ülkenin ekonomik zorluklar, gelecek kaygısı, günlük hayatın artan ritmi ile genel stres seviyesinin yüksekliğini anlatırken sözü adalet eksikliğine, geç tecelli edeceğine ya da bir şekilde “yırtılacağı” düşüncesiyle bugünlere gelindiğini anlatıyor.

Ben konuşmacı hanıma dikkatimi yöneltmişken, sonradan yanıma gelen pardösülü ve sürekli konuşmaya müdahale etmek istermiş gibi sesler çıkaran adamla dikkatim dağıldı. Buğulanmadığı hâlde sürekli olarak gözlüğünün camlarını silip tekrar gözüne takan, ikide bir koltuğundan bir şey söyleyecekmiş gibi ayağa kalkıp yine yerine oturan adam, söylenenleri başıyla onaylıyor, bazen de “hayır… hayır” deyip yerine oturuyordu.

Konuşmacı hanım, “Peki ne yapmalıyız?” konusuna geldi. Söyledikleri özetle şöyleydi:

Bireysel olarak yapabileceğimiz en etkili “küçük” şey, nezaketten uzaklaşmamak olacak.

Genellikle kavgalar tanımadığımız insanlar arasında çıkar.

Bindiğiniz asansörde, girdiğiniz dükkânda bir “Merhaba” ya da “Kolay gelsin” demek, ortamdaki o gergin “yabancı” havasını dağıtır.

İnsan, “Merhaba” dediği kişiye kolay kolay “Yan baktın” demez. İletişim, şiddetin en büyük düşmanıdır.

Her şeye karşın oldukça faydalı geçen panelde soru-cevap bölümüne gelindiğinde, kimsenin soracak ya da anlamadığı bir şey olmamış ki salonu bir sessizlik aldı. Sessizliği bozan da yanımdaki bey oldu.

— Söyledikleriniz güzel de gerçek yaşamda karşılığı var mı? Burası bir Avrupa ülkesi değil. Şiddete karşı nezaketi öneriyorsunuz. Ben de oğluma senelerce böyle davranmasını önerdim. Kimseye yan değil, dikkatli bile bakma dedim. Ne oldu? “Sen konuşurken bana niye bakmıyorsun? Beni adamdan saymıyor musun?” denilerek dövüldü oğlum. Psikoloğumuz da sizin gibi, üzerine gelenlere karşı gülümsemesini, gülümseme ile zorbalığa karşı koyabileceğini önerdi. “Ne gülüyorsun lan?” diyerek yine zorbalığa uğradı oğlum. Çareyi yurt dışına gitmekte buldu.

Işıksu Hanım araya girdi:

— Bize de mi yurt dışına gitmeyi öneriyorsunuz?

— Asla, dedi adam. Asla. Ben bile gitmedim. Gitmem de. Bu arada sinir hastası oldum. Günde elli kez bu gözlüğü çıkarıp çıkarıp silerim. Karşımdakini iyice göreyim diye.

“Hukuken bir şey yaptınız mı?” diye sordu Işıksu Hanım.

“Yapmaz mıyım?” diye cevap geldi gözlük düşmanından. “İki yıl oldu, hâlâ mahkeme sürüyor. Arada bu piçler önümü kesip beni bile tehdit ediyorlar. Onlar tüm gün sokakta, ben ise tüm gün evdeyim. Karşımdakiler yetişkin olsalar anlarım. Ama çoluk çocuk… Onlar tarafından tehdit edilmek, hakarete uğramak zoruma gidiyor. Buraya da bu yüzden geldim.”

Adamın sesi çatallaştı. Çaresizlik ağlatıyor adamı. Gözlüğü falan da unuttum ben. Az sonra dağıldık zaten. Yağmur eskisinden hızlı yağıyordu. Otoparka ulaşıncaya kadar sırılsıklam oldum. Üniversite kapısından çıkarken dolmuş durağında otostop çeken gençleri gördüm. Kimse bana işaret etmedi. Etseler alır mıydım, bilmiyorum.

Metin Turanlı

Reklam

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?

Aralık 2025

Aralık 2025

Kasım 2025

Kasım 2025

Ekim 2025

Ekim 2025

Eylül 2025

Eylül 2025

Agustos 2025

Agustos 2025

Temmuz 2025

Temmuz 2025

Optisyenin Sesi Reklam